EŞCİNSELLİK KADER DEĞİLDİR
Türk ruh sağlığı profesyonellerinin eşcinsellik hakkında kendilerine ait görüşleri olmalıdır ve taklitçilikten vazgeçilmesi gerekir. Yurt dışındaki otoriteler ve ülkeler eşcinsellik hakkındaki görüşlerini bilimsel verilere göre değil tamamıyla ideolojik yaklaşımlarına ve kapitalist sistemin dayatmalarına göre oluşturmuştur. Ruh sağlığı hastalıkları bir bakanın veya bir avuç bilim adamının bir araya gelerek alacağı kararlarla “hastalıktır” veya “hastalık değildir” fetvasıyla ele alınamaz.
İşin doğası gereği insana dair her durumun tartışılabilir olması gerekir, eşcinsellik tartışılmaz bir tabu veya dogma değildir. Eğer kişi eşcinsel bir yaşam sürmek istiyorsa buna saygı duyulmalıdır, ancak eğer kendini bu şekilde kabullenemiyor ve değişmek istiyorsa buna da saygı duyulmalıdır.
Bir grup ruh sağlığı profesyoneli, eşcinselliği değişemez tek bir yapı olarak ele alma eğilimindeyken; bir grup ruh sağlığı profesyoneli de eşcinselliği hastalık olarak görmektedir. Yeni bir görüş ortaya atıyoruz: Biz eşcinselliğin tek bir durum olmadığını, birçok alt tipi olduğunu, tek bir yapı olarak ele alınmaması gerektiğini ve bazı alt tiplerinin tedavi edilebileceğini, koruyucu ruh sağlığı sınırlarında sosyal bir problem olarak değerlendirilmesi gereken eşcinselliğin bir tercih olmadığını ama eşcinsel ilişki yaşamanın bir tercih olduğu görüşünü savunuyoruz. Ayrıca eşcinsellik insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir. Çocukluk çağında yaşanan travmalara bağlı olarak sosyal öğrenme ile ve yanlış eğitimle gelişmiş bir durumdur. İnsanın biyolojik doğasına uymayan bir sapmadır. Heteroseksüelliğin geni vardır ancak eşcinselliğin geni yoktur.
“Tüm eşcinselleri tedavi etme çabasında ve ısrarında olduğumuz, hatta onları zorladığımız” gibi çarpık ve çirkin iddialar, bazı kötü niyetli kişi ve kurumlar tarafından dillendirilmektedir. Oysaki biz, tedavi arayışında olan, tedavi olamayacaksa intihar etmeyi düşünen ve değişim isteyen eşcinsellere de tedavi şansının verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Tedavi arayışındaki eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik alt tiplerinde eşcinsellik kişinim ego savunmaları tarafından onaylanmamıştır, kişi elinde olmadan eşcinsel arzu ve dürtülerine yenik düşmektedir, arzu ve dürtülerinden özgür olamayan bu kişilere yardım edilmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Ancak kimseye zorla, istemediği halde «sen tedavi olmalısın» deme gibi bir hakkımız da olamaz. Bu ayrımın iyi yapılması gerekmektedir. "Ben eşcinsel bir hayat sürmekten mutluyum" veya "eşcinsel bir yaşamı tercih ediyorum" diyen bir arkadaşımıza "hasta" demek çok yanlıştır, bu yanlışı yapan farkında olmadan kendini hasta etiketinin içine sokabilir.
Değişim isteyen eşcinsel arkadaşlarımızı ve ailelerini dinlemeden, aile, cinsel ve geçmiş hikâyelerini almadan “sen eşcinselsin ve bu durumla yaşamak zorundasın” demek de çok ama çok yanlıştır.
Eşcinselliği Heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak tanımlamanın hiç bir bilimsel dayanağı yoktur. «Eşcinsellik üçüncü bir cinsiyettir», «Eşcinsellik bir tercihtir», «Eşcinsellik doğuştan gelen, genetik bir yapıdır», «Tek bir eşcinsellik vardır ve hastalık değildir», «Eşcinselliği en az Heteroseksüellik kadar sağlıklı bir durumdur», «Heteroseksüelliğin normal olduğunu kim söyleyebilir» gibi farklı türünden hayranlık cümleleriyle yanlış anlamalara ve eşcinsel tercihleri artıracak önerilere ruh sağlığı profesyonellerinin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının alet olması, toplum ruh sağlığı açısından son derece sakıncalıdır.
Onarım Terapisi Kitabını İndirebilirsiniz
Kitabın yazarı Dr. Joseph Nicolosi, ABD’deki NARTH (National As sociation for Reasearch and Therapy) Eşcinsellik Üzerine Araştırma ve Tedavi Birliğinin başkanı. Merkezi Üsküdar’daki Türkiye Benötesi Psikoloji Derneği ile işbirliği içerisinde olan Dr. Nicolosi, onarım terapisi gören yüzlerce erkekle 25 yılı aşkındır sürdürdüğü seansların ışığında bu kitabı kaleme aldı. Samimi bir dille ve objektif bir bakış açısıyla yazılmış bu çalışmanın, kütüphanenizdeki psikoloji kitapları arasında yer almasını öneriyoruz.
Günümüzde homoseksüellik modern hayatın bir parçası olarak görülmeye başlandı. Peki bu durum karşısında siz ne hissediyorsunuz? Belki öfkeleniyorsunuz belki de korkuyorsunuz. Yakınlarınızın homoseksüel olmasından, belki de kendinizde homoseksüel eğilimler olmasından korkuyorsunuz. Homofobi diye de adlandırdığımız bu korku, kimimizde agresif bir şekilde dışa vururken kimimizde bastırılmış olarak mevcut olabiliyor. İşte bu kitapta sizleri homofobinizle yüzleşmeye davet ediyoruz. Homoseksüellik kapalı bir kutu gibi. Homoseksüelliği anlamak ve bu konuda kendimize ya da çevremizdekilere yardımcı olmak için öncelikle bu konuda aydınlanmalıyız. Kitapta bulacağınız temel gerçeklerden bazıları şunlar:
-Homoseksüelliği bir kimlik olarak benimsemiş ‘gey’ ile homoseksüel eğilimlerinden kurtulmak isteyen ‘gey olmayan homoseksüel’ arasında büyük bir fark vardır.
-Eşcinsellik doğuştan gelmez. Baba yoksunluğu başta olmak üzere aile dinamiklerinin kişi üzerindeki etkisi sonucu gelişir.
-Homoseksüeller ilk gençlik yıllarında yaşadıkları ‘erkeklerden savunmacı kopma’ nedeniyle hemcinslerini ya gerçekçi olmayan bir şekilde yüceltir veyahut aşağılarlar. Kinaye ve iğneleyici konuşma tarzı, homoseksüel erkeğin tipik özelliklerindendir.
-Homoseksüellikle pornografi arasında yakın bir ilişki vardır. Bir- çok yetişkin erkek, zedelenmiş erkeklik ve güç arayışı ile pornografiye ve homoseksüelliğe yönelir.
-Homoseksüel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan erkekler’ dünyada hızla yayılan ‘Gey Hakları Hareketi’ tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki ‘tedavi olmak isteyen homoseksüel eğilimliler’, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar.

