"Gecenin ilerleyen ve sabahın erken saatlerinde ağrı ile uyanıyorum. Sabah her tarafım tutuluyor, canım çok yanıyor. Haftalardır yavaş yavaş artan bel ağrım var. Sabah yataktan zor kalkıyorum. Hareketle sabah sertliğim, bel ağrım ve tutukluğum azalıyor. Kendimi egzersizlerden sonra daha iyi, istirahetten sonra daha kötü hissediyorum. Son üç ayda beş kilo verdim ve nefes alırken göğüsümde sıkışma oluyor…"
Marie-Strümpell Hastalığı
İlerleyici bir romatizmal hastalık olan Marie-Strümpell Hastalığı yani namı diğer Ankilozan Spondilit ( AS ) hakkında sizlerle bilgilerimi paylaşacağım.
Bu hastalık temelde omurga ve kuyruk sokumu kemiğiyle leğen kemiğini birleştiren eklemler olan sakroiliak eklemleri ve etrafındaki yumuşak dokuları etkilemekle beraber, diğer eklemler, kiriş ve bağlarda da kronik ve ilerleyici inflamatuvar değişiklikler ile kendini gösterir. Eklem ve bağlarda gelişen bu iltihap sonucunda, elastik dokuların yerine kemik dokusunun geçmesiyle harekette azalma olur ve eklem ya da kemikler hareketlerini yitirecek şekilde birbirleri ile kaynaşır. Kasların kemiklere yapışmasını sağlayan tendon veya bağların kemiğe yapışma yerlerinde yeni kemik oluşumu ve enflamatuar değişikliklerle kendini gösteren bu hastalık kısaca omurları birbirine kaynaştıran "Romatizmal Omurga İltihabı" şeklinde tercüme edilebilir. Kelime anlamı olarak ise; "Ankilozan" yapışma veya kaynama; "Spondilit" ise omurga iltihabı demektir.
Ankilozan Spondilit, özellikle bel bölgesinde hareket kısıtlılığı yapar.
Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterir.
Ankilozan spondilit erkeklerde kadınlardan 2-3 kat daha sık görülür ve genellikle 16-35 yaşlarında başlar. Erkeklerde daha çok leğen kemikleri ve omurga sıklıkla tutulur. Kadınlarda leğen kemiği, kalça, el ve ayak bileği eklemleri daha sık tutulur. Çocuklarda ise tipik olarak diz, ayak ve ayak bileği, kalça eklemleri tutulur.
Ankilozan Spondilitin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Fakat kalıtımsal faktörlerin etkili olduğu ve özellikle genetik hücre işaretleyicileri olan HLA-B27 doku grubu taşıyanlarda bu hastalığın gelişme riskinin daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. HLA-B27 ( + ) şahısların bir kısmında idrar yolu iltihapları ve ateşli ishallerin bu hastalığı başlattığı sanılmaktadır. Ankilozan Spondilit"li hastaların %90"nda HLA-B27 geni müspettir. Tüm Türk toplumunda HLA-B27 sıklığı % 5-8 arasında değişmektedir. Kalıtımsal nedenler dışında başta mikroplar olmak üzere çeşitli çevresel faktörlerin de hastalığın gelişimine katkısının olduğu düşünülmektedir.
Ankilozan Spondilitin Etkilediği Eklem ver Organlar
*Sakroiliak Eklemler,
*Kalça,
*Lumber Omurga ve Sırt,
*Servikal Boyun,
*Omuz,
*Diz,
*Achilles Tendonu,
*Gözler,
*Çene Eklemi,
*Ayak Altı.
Tanı
Fizik Muayene bulguları ve şikayetler arasında en çok görülenler sırasıyla;
*Gecenin geç ve sabahın erken saatlerinde ağrı ve sertliğin belirgin olması,
*Haftalar ya da aylar içinde yavaş yavaş artan bel ağrısı ve sertlik
*Bel bölgesinde özellikle istirahat döneminde belirginleşen ve genellikle 3 aydan daha uzun süren ağrı ve hareket kısıtlanması,
*Kalça ağrısı,
*Sabah yataktan kalkarken duyulan bel veya kalça bölgesindeki ağrılar,
*Sabah sertliği,
*Hareketle sabah sertliği, bel ağrısı ve tutuklulukta azalma,
*Egzersizlerden sonra daha iyi, istirahetten sonra daha kötü hissedilmesi,
*Kilo kaybı,
*Sırt ve boyun ağrıları,
*Kaburgaları omurgalara ve göğüs kafesine bağlayan eklemlerde ağrı,
*Nefes alırken göğüs kafesinin genişlemesinde azalma,
*Omuz, kalça ve ayak eklemlerinde de ağrı,
*Topuklarda ağrı ve sert yüzeye basamama,
*Genellikle tek gözde tekrarlayan iltihaplanmalar,
*Gözde kızarıklık ve ışıktan rahatsız olma ve bulanık görme,
*Sinema ya da tiyatroda uzun süre oturduktan, ya da uzun süre araba kullandıktan sonra ağrı ve sertlikte artma,
*Plöritik göğüs ağrısı,
*Ateş,
*İştah azalması,
*Yorgunluk,
*Ateş ve gece terlemesi,
*Belde belirgin bir ağrı olmaksızın, kaba etlerde bazen bir tarafta, bazen diğer tarafta değişici şekilde ve uyluğa yayılım gösteren ağrı,
*Paytak paytak yürüme,
*Lomber lordoz kaybı,
*Servikotorakal kifoz,
*Aort kökü genişlemesi,
*Aort yetmezliği üfürümü,
*Akut ön üveit,
*Topuk ağrısı,
*Osteoporoz.
Laboratuvar Testleri"nde ise;
*Sedimentasyon hızında yükselme,
*CRP de yükselme,
*Kansızlık,
*Sinovyal sıvıda orta derecede lökositoz ve azalmış vizkozite,
*Beyin Omurilik Sıvısı'nda protein yükselmesi,
*EKG'de kalp ileti defektleri,
*Göğüs Duvarının Solunum Hareketleri Sırasında Ölçümü,
*Romatoid Faktör Eksikliği,
*HLA-B27 (+) ve
*Omurga ve leğen kemiğinin röntgen filmlerinin çekilmesi.
En Çok Karıştırılan Hastalıklar
*Reiter Sendromu,
*Psöriyatik Artrit
*Yaygın İdiopatik İskelet Hipertrofisi ve
*Romatoid Artrit.
Tedavi
Tamamen tedavisi maalesef mümkün değildir. Fakat kontrol altına alınarak ilerlemesi engellenebilir. Tedavide temel amaç ağrının azaltılması, vücut pozisyonunun ve eklem hareketliliğinin korunmasıdır. Tedavinin birinci basamağı "hastanın eğitimi" dir. Bu amaçla;
*Sürekli ve düzenli "Egzersiz",
*Uygun yatma ve yürüme pozisyonları,
*Günde 2-3 defa nefes alma egzersizleri,
*Sert Yatak Kullanılması,
*Yüzme ve bisiklet sürme,
*Steroid olmayan antiromatizmal ilaçlar ( İndometazin, Diclofenak, Piroksikam, Naproksen, Etodolak vb. )
*Sulfasalazin,
*Metotreksat,
*Kortizonlu iğneler,
*Fizik Tedavi,
*Kaplıca Tedavisi,
*Yüzükoyun Pozisyonunda veya Sırtüstü Pozisyonda Yastıksız Uyuma yani günde iki kez 20 dakika yüzü koyun yatma,
*Akupunktur,
*Aromaterapi ve
*Cerrahi girişimler.
AS Hakkında Bilinmeyenler
*AS kesinlikle bulaşıcı değildir.
*Sinsi başlangıçlıdır.
*AS anne babadan çocuğa kalıtımsal olarak geçmez.
*AS"de ilk tutulan bölge sıklıkla leğen kemikleridir.
*AS ile "Kireçlenme" aynı şeyler değildir ve ikisi birbirinden tamamen farklı hastalıklardır.
*40 yaşından sonra AS başlangıcı nadirdir.
*AS, doğurganlık yeteneği, gebelik ve doğumda herhangi bir sorun yaratmaz.
*11 yaşının altındaki çocuklarda AS belirtileri görülmesi nadirdir.
*Ankilozan Spondilitli kadınların hamile kalmasında ve çocuk doğurmasında hiçbir sakınca yoktur.
*AS alevlenme ve yatışma dönemleriyle seyreden süregen bir hastalıktır.
*Genellikle 50 yaşın üzerinde ataklar seyrekleşir.
*Hiçbir zaman uzun süreli istirahete gerek yoktur.
*AS hastaları kesinlikle yan taraflarına büzülmüş bir şekilde yatmamalıdır, yüzü koyun yatmalıdır.
*AS hastaları içine gömülecek kadar yumuşak bir yatakta ve yüksek bir yastıkla kesinlikle yatmamalıdır.
*AS hastaları kesinlikle yumuşak koltuklarda oturmamalıdır.
*AS hastaları kesinlikle korse kullanmamalıdır.
*Ankilozan Spondilit asla çalışmayı engelleyecek bir hastalık değildir.
*Ankilozan Spondilit için özel bir diyet yoktur.
*Ankilozan Spondilitin cinsel istek ve fonksiyonlar üzerine hiçbir olumsuz etkisi yoktur.
*Ankilozan Spondilitli hastalar uzun süreli araba kullanmamalıdır.
*AS, hemen hemen hiçbir zaman yaşamı tehdit etmez.
*Aşırı olmayan alkol tüketimi zararlı değildir.
*AS hastalarının sigarayı bırakması çok önemlidir.
*Ağrıların olmadığı dönemlerde egzersizler kesinlikle bırakılmamalıdır.
*Spondilitik aileden olan HLA-B27 antijeni pozitif çocuklarda % 10 Ankilozan Spondilit gelişme riski vardır.
*Göğüs Duvarının Solunum Hareketleri Sırasında Ölçümünde beşinci interkostal aralıkta 5 cm'den az genişleme vardır ve 2,5 cm'den az genişleme olması AS için tipiktir.
