Açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratan ve Türkiye'nin en çok konuşulan sivil toplum kuruluşu olan CİNSEL Tıp Derneği; kronik yorgunluk sendromu olanlarda cinsel sorunların daha çok görüldüğünü söyledi ve vatandaşlarımızı vakit geçirmeden bir hekime başvurmaları konusunda uyardı.
20. YÜZYIL HASTALIĞI
'İş ve özel hayatım oldukça stresliydi. İşime her gün sıkıntıyla ve korkular içinde gidiyor ve akşam eve gelince de koltuğa bitkin, yorgun ve tükenmiş bir halde yığılıyordum. Bütün vücudum ağrılar içindeydi, derken baş ağrıları geldi ve son olarak da korkunç grip nöbetlerine tutulmaya başladım. O günden sonra hayatımda hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Erkenden yatıyordum ama sabahları yine çok yorgun olarak uyanıyordum ve çok sinir bozucuydu. Enerjim bitmişti sanki, yıpranmıştım. Cinsel hayatım bitmişti. Eşime karşı isteksizlik içindeydim. Adete ondan kaçar oldum. Bulantı ve kas kramplarına bel ağrıları eşlik ediyordu. Hazımsızlık çekiyordum. Doktoruma bunu anlattığımda depresyona girdiğimi ve iki haftalık tedavi ile yeniden eskisi gibi olacağımı söyledi. Gözyaşlarına boğuldum. Çünkü her şeyin daha kötüye gideceğini düşünüyor ve korkuyordum…" şikayetleri ile kronik yorgunluk sendromu olanların kendilerine başvurduklarını söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Kronik yorgunluk sendromu; 19. yüzyılda kronik nervöz tükenme olarak tanımlanmıştır. Bugün yuppie flu veya 20. yüzyıl hastalığı olarak da bilinir. Tıp dilinde stres cevabı disregülasyon bozukluğu olan kronik yorgunluk sendromu; canlı cenaze sendromu terimi olarak da bugün modern tıptaki yerini almıştır. Muhtemelen 21. yüzyılın yeni ve yaygın bir hastalığı olacaktır' dedi.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZLE ALAKALI BİR DURUM
Kronik yorgunluk sendromu teriminin, sürekli veya tekrarlayıcı seyreden, iyi anlaşılamayan ve birçok sistemi tutan bir hastalığı tanımlamak için kullanıldığını söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Kronik yorgunluk sendromunun tek bir sebebi yoktur. Bu hastalığın viral bir enfeksiyonun tetiklediği beyinin çalışmasındaki düzensizlikler, strese bağlı vücudumuzdaki dengesizlikler ve vücudun savuma sisteminin bozulması sonucu aşırı derecede aktifleşen bağışıklık sistemimizi içine alan bir durum olduğunu kabul etmeliyiz. Kronik yorgunluğun en ayırt edici belirtisi yatak istirahatıyla geçmemesidir. Bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla başa çıkamayınca sonuç bitkinlik olmaktadır. Güneş ile birlikte havadaki elektrik yükü artar. Bu yük iyonlar aracılığıyla taşınır. Pozitif ve negatif değerde iki tür iyondan pozitif olanlar arttıkça vücuda zindelik getirir. Negatif yüklü iyonların artması ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere neden olur. Havadaki elektrik yükü otomobillerin havayı kirletmesi, sanayi atıkları, trafik karmaşası nedeniyle şehirlerde daha fazladır. Elektrik yükünün yoğunluğu insanda yorgunluk hissini, sinir gerginliğini ve stresi tırmandırır. Bu durum, damarlardaki daralmayı artırır. Hatta damarlardaki daralma midede ülsere bile neden olabilir' dedi.
A TİPİ KİŞİLİK YAPISINDA OLANLAR RİSK ALTINDA
Hekimlerin bir çoğunun kronik yorgunluk sendromunun bir hastalık olduğuna inanmadığını ve ciddiyetini küçümsediğini, bir kısmının da onu psikiyatrik bir bozukluğun eşdeğeri olarak gördüğünü söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Kronik yorgunluk sendromu açısından bazı insanlar daha fazla risk altında bulunur. Bunların başında da A tipi kişilik yapınsa sahip insanlar var. Doktorlar ve sağlık ile ilgili yardımcı mesleklerde, yönetici kadrosunda çalışan sorumluluğu fazla olan bireylerde sık görülmektedir' dedi.
MUTSUZLUK YORGUNLUĞUYA KARIŞTIRMAYIN
Kronik yorgunluk dışında bir de mutsuzluk yorgunluğu denilen bir yorgunluk türünün olduğuna da dikkat çeken CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Kronik yorgunluk sendromunu mutsuzluk yorgunluğu ile karıştırmamak gerekir. Mutsuzluk yorgunluğunda şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil, psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Kendini sürekli bitkin, halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba girmektedir. Bu hastaların yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı vardır. Mutsuzluk yorgunluğu, doğal olarak, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgilidir. Bu sendrom duygusal tükenmişlik, depersonalizasyon ve bireysel beceride azalma nedeniyle; bireysel ya da kurumsal düzeyde, insanın iç dünyası ile ilgili duyguları, amaçları, istekleri ve beklentileri etkileyen psikolojik bir deneyimdir. Bu hastalar sorunlar, baskı hissi, huzursuzluk ve işlev bozukluğu sonucunda işlerinden ve ailelerinden olabilirler. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle kendimizi, doğayı ve hayatı sevmek, yorgunluklarımızın, tükenmişliğimizin, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekir' dedi.
SEBEBİ TAM OLARAK BİLİNMİYOR
Kronik yorgunluk sendromunun sebebinin tam olarak bilinmediğini söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; kronik yorgunluk sendromunun olası nedenlerini şöyle sıraladı: 'Viral enfeksiyonlar, stres, kontrol kaybı, Devlet kurumlarında çalışma, sosyal desteğin eksikliği, organizasyon bozuklukları, gerçek dışı hedefler, gözlemcilerin tavrı, ekip ilişkilerindeki bozukluklar, iş tatminsizlikleri, vb. iş hayatındaki nedenler, aşırı aktif bağışıklık sistemi, kadın olma, yüksek sosyoekonomik koşullarda yaşama, sağlık çalışanı olma, A tipi insanlar, nevrotik anksiyete, azalmış özsaygı, duygusal açıdan sorunlar yaşama, depresyon geçirme, ağır işler yüklenme, erken yaşta evlenme, okula gönderilmeme, problemli evlilikler, aileden uzakta yaşama vb. bireysel etmenler, adrenalin salgılayan bezlerinin düzenli çalışmaması, vücudun bütün hücrelerini güçlendiren kimyasal enerji kaynağı olan ATP düzeyinin düşük olmasıdır' dedi.
BELİRTİLERİ NELER?
Kronik yorgunluk sendromu fiziksel, duygusal ve zihinsel bulgu ve belirtileri bir arada içerdiğini söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Fiziksel tükenmişlik belirtileri şunlardır: Başka bir nedene bağlı olmayan ve istirahatle geçmeyen, 6 aydan uzun süren, ortalama günlük aktiviteyi en azından %50 azaltacak derecede, yatak istirahati ile düzelmeyen, sürekli veya tekrarlayıcı fizik ve mental bitkinlik ve tükenme hissi, cinsel isteksizilik, firijitide, orgazm olamama, güçsüzlük ve daha önce tolere edilebilen egzersizden sonra uzun süreli yani 24 saatten fazla bitkinlik, enerji kaybı, yıpranma, hastalıklara daha hassas olma, baş ağrıları, bulantı, kas krampları ve myaljiler, bel ağrısı, denge kaybı, hazım sorunları, uyku bozuklukları, çabuk yorulma, hafif ateş veya üşüme, boğaz ağrısı, boyunda ağrılı lenf nodları, açıklanamayan genelleşmiş kas zayıflığı, kaslarda katılaşma, gezici eklem ağrıları, farenjit, bazı hastalarda gribal enfeksiyon benzeri semptomlardır. Duygusal tükenmişlik bulguları ise; fotofobi, düşünmede zorluk, gözlerinin önünde beneklerin uçtuğu hissi, depresif duygulanım, desteksiz ve güvensiz hissetme, ümitsizlik, kerpetenle ensenin sıkıldığı hissi, unutkanlık, evde-işte gerilim ve tartışma artışı, kızgınlık, net görememe, mide ve bağırsak sisteminde problemler, sabırsızlık, huzursuzluk, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygulanımlarda azalmadır. Zihinsel tükenmişlik bulguları ise; doyumsuzluk, kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumlar, işi bırakma, hafıza ve konsantrasyonda problemler, işi savsaklamadır' dedi.
ANİ ve SİNSİ BAŞLAR
Kronik yorgunluk sendromunun ani ve sinsi başladığının altını çizen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Kronik yorgunluk sendromun tekrarlayıcıdır. Kronik yorgunluk hastalığı çekenlerin birçoğunda vücudun bütün hücrelerini güçlendiren kimyasal enerji kaynağı olan ATP düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Bir sürü kronik yorgunluk sendromu hastası hâlâ internette derdine çare aramaktadır' dedi.
KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
Kronik yorgunluk sendromunun kadınlarda ve sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan kişilerde daha sık görüldüğünü söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Tanı amaçlı laboratuvar testleri bulunmamaktadır. Vücut, akıl ve ruhun tamamı etkilenir. Doktorların çoğu bu hastalık hakkında bilgi sahibi değildir. Son çalışmalar; yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma ile karakterize bir durumu tanımlamak için ortaya atılan bu sendromun, sağlık çalışanları arasında büyük bir sorun olduğunu göstermektedir. Doktorların %30 ile 40'ında bu sendromun görüldüğü ve iş performanslarını etkilediği ileri sürülmüştür. Açıklanamayan semptomlar yüzünden hasta çoğu kere psikiyatrik vaka damgasını almaktadır. Bu sendroma bağlı olarak kalp ve romatizma hastalarında yakınmalar artabilir. İlginç olarak bu bozukluğa neden olan etmenler, bu sendromdan kurtulmayı da sağlayabilir. Bu etmenler arasında işin ilginç olması, daha fazla özerklik, yönetim desteği ve yeni iş ortamı sayılabilir' dedi.
MUTLAKA BİR HEKİME BAŞVURUN
Kendisinde bu hastalığın belirtilerini görenlerin öncelikle bu hastalık hakkında bilgi ve fikir sahibi olan bir hekime başvurması gerektiğini söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; 'Tedavide tatile çıkılmasını, istirahat edilmesini, kas gevşetici hafif egzersizler yapılmasını, ilaç olarak antiastenik ilaçlar ve vitaminlerin kullanılmasını öneriyoruz. Yorgunluk için, kavramsal davranış terapisi ve hayat tarzının değiştirilmesi gibi çeşitli tedavi yöntemleri uygulandığı psikoterapiyi de öneriyoruz' dedi.
CTD'DEN ÖNERİLER
Yeni yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de her 100 kişiden yaklaşık 55'nin çok yorgun olduğunun tespit edildiğini söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; şu önerilerde bulundu: 'Cinsel isteksizlik vb. cinsel sorunlarınız varsa bir cinsel terapiste baş vurun. Yapabildiğiniz kadar fazla istirahat edin. Hayat hızınızı yavaşlatın, fiziksel veya emosyonel stres meydana getirecek ortamlardan ve işlerden kaçının. Çalışma ortamımızı yeniden düzenleyin. Yani aşırı iş yükünden kaçının, dinlenme zamanlarımızı arttırın, finansal, bürokratik ve idari işlerde en az sorumluluk alın, yeterli uzman eğitimi ve yönlendirme yapılmasını isteyin, yaptığımız işi kontrol etme ya da etkileme duygusunun daha fazla kazandırılmasını isteyin, çalışanlar arasında destek ve sosyal ilişkilerin en üst düzeye çıkarılması için çaba sarfedin, kağıt işi ve bürokratik işlerin azaltın. İş hayatımızda ve özel hayatımızda yeni stratejiler belirleyin. Takım çalışması yapın. İşyerinde sosyal destek amaçlı gruplar kurun ve toplantılar düzenleyin. Eğitim içerikli uygulamalar ile bireysel baş etme yöntemlerini geliştirin. Kas gevşetici egzersizler yapın. Zor işleri eşit olarak dağıtarak yükün aynı kişiler üzerinde birikmesini engelleyin ve zor işlerin dönüşümlü olarak yapılmasını sağlayın. Gün içerisinde kitap, gazete ve dergi okuma gibi, iş harici aktiviteler için zaman ayırın. Yorgunluğa karşı en iyi ilaç tatile çıkmaktır. Tatile çıkın. Yarım gün çalışın. Çalışma temposunu düşürün. Yaşamınızı renklendirecek uğraşlar bulun. Her sabah 10-15 dakika aç karnına egzersiz yapın. Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin. Uyku ritmine dikkat edin. Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin. Bol vitaminli ve mineralli besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Özellikle B ve C vitaminleri ile potasyum. Bol sıvı alın. En az günde 3 litre su için. Alkolden uzak durun' dedi.
