Cinsel Danışma ve Rehberlik – Görevler ve Hedefler

B-GÖREVLER VE HEDEFLER

Cinsel sorunları önleyici bir karakteri olan CDR hizmetinin en önemli hedefi; başlangıç seviyesinde olan veya henüz kişide rahatsızlık yaratmayan cinsel sorunların büyümesini önlemek için doğrudan patojenik faktörlere nüfuz etmektir. Çocukluk döneminin gerçek olayları veya çocukluk hayallerinin yarattığı korkular, ergenlik döneminde yaşanan sıkıntılar, karabasanlar ve baskılar, günümüzde ise iş ve eş stresi, ekonomik sıkıntılar, yaşın getirdiği sıkıntılar cinsel yaşamı ve ileride evliliği etkileyebilir, kişinin kendine olan güvenini sarsabilir. CDR hizmetleriyle, kendine güven duygusunun yerleşmesi, kişiyi sıkıntıya ve kaygıya sokan düşüncelerden kurtulmanın yolları hakkında fikir sahibi olması amaçlanır. Çünkü cinsellik konusunda bilgili çiftler, hayatlarını sevgiyle doldurabilirler, suçluluk, utanç duygularından, korkudan, öfkeden kaynaklanan olumsuz düşüncelerinden kurtulabilirler. Özellikle evlilik öncesi CDR hizmetlerinden faydalanan çiftler; oluşabilecek vaginismus, sertleşme bozuklukları, ağrılı cinsel ilişki ve orgazm bozukluklarından kendilerini korumanın yollarını öğrenebilirler.

1-CDR ve Cinsel Terapi Ayrımı

CDR ve cinsel terapi arasındaki ilişkiyi tarihsel bir bakış açısıyla incelediğimizde; cinsel terapinin psikiyatrinin bir kısmı olduğunu, psikiyatri kliniklerinde görev alan profesyonellerce uygulandığını ve terimin tıbbi bir model içinde ele alındığı görülmektedir. Ancak son yıllarda CDR, evlilik ve ergenlik öncesi rehberlik gibi, belli cinsel sorunlara yönelmiş bir hizmet olarak yaygınlaşmaktadır.

Yardım edilen bireye göre literatür incelendiğinde cinsel terapi literatüründe yardım edilen bireyden "hasta", CDR literatüründe ise "danışan" olarak söz edildiği görülmektedir. CDR"yi "danışman" cinsel terapiyi ise "cinsel terapist" veya "seksolog" yapmalıdır şeklindeki ayrımın yapay olması gibi; CDR ve cinsel terapi arasında bir ayrım yapmak da oldukça çok güçtür. Her ikisi de benzer kuramlara dayanmakta, benzer yöntem ve teknikleri kullanmakta, benzer amaçlara ulaşmaya çalışmaktadır. Çünkü birçok uygulayıcı duruma göre hem CDR hem de cinsel terapi yaptığını ileri sürebilmektedir. Aslında CDR ve cinsel terapi arasında ayrım yapanların dayanakları genellikle şu beş noktada toplanmaktadır:
-Yardım edilen kişinin normal olup olmaması,
-Uğraşılan cinsel problemin tipi, içeriği, ağırlık derecesi,
-Amaçlar,
-Kullanılan yöntem ve teknikler ve
-Yardımın yapıldığı yer.

Bireyin cinsel problemleriyle uğraşan danışman yada cinsel terapist, her ikisi de bilinen yöntem ve teknikleri kullanmaktadırlar. Önemli olan bireyle kurulan psikolojik yardım ilişkisidir. Kullanılan yöntem ve teknikler arasında bir fark bulunmamaktadır. Genel olarak CDR ve cinsel terapi, psikoloji biliminin insan cinsel davranışları ve temelde yatan nedenleri, cinsel kimliğin gelişmesi ve bozulması gibi konularda ortaya koyduğu bilimsel bilgi, deney ve kavramlardan yararlanmaktadır. İster okullarda ister hastanelerde, isterse diğer sosyal kurumlarda olsun medikal kaynaklı cinsel terapistler ile medikal kaynaklı olmayan danışmanlar birlikte çalışabilmeli, bireylere psikolojik yardım verebilmelidirler. Medikal yardım verebilen cinsel terapistlerin daha derin ve ileri düzeydeki problemlerle daha etkili olarak ilgilenebilecekleri kabul edilmelidir. Diğer taraftan bireyle psikolojik yardım ilişkisi içine girmeden, cinsel problemi dıştan bazı ölçütler koyarak sınıflamaya kalkmak ve yapılacak yardım hakkında karar vermek mümkün değildir. Bu nedenlerden dolayı bu iki yardım hizmetinin temelde amaçları aynıdır ve birlikte uyum problemlerinin derinliği bakımından da birbirini tamamlayan uygulamalar olduğu kabul edilmektedir. Ancak tıp kökenli cinsel terapistler, psikolojik yöntem ve tekniklerin dışında, medikal terapiyi de bir yöntem olarak kullanabilme avantajına sahiptirler.

Pratik uygulamalarda psikolojik yardım ilişkisi kurulan bireyin, normal olup olmadığını tayin etmek hem güç hem de yararsızdır. Birey cinsel hayatının her noktasında normal veya anormal olmadığına göre, bireyin basit cinsel sorunları için danışmana, anormal ve ağır cinsel sorunları için cinsel terapiste göndermek pratik olmayan bir uygulamadır. Çünkü en az 3-4 görüşme yapmadan bir cinsel sorunun derinliği hakkında sağlıklı veri toplanamaz. Ayrıca bir akıl hastasının cinsel bilgisizlikten kaynaklanan sorunları da olabilir. Bu nedenle CDR ve cinsel terapi arasında pratik uygulamalarda temel bir ayrım yapmak oldukça zordur. Amaçlar ve erişilmek istenilen sonuçlar açısından da birbirinin aynısı olarak görülen bu yaklaşımlarda temel amaç; bireye psikolojik destek sağlayarak cinsel uyumsuzluk yaratan davranışların değişmesine ve kendisini gerçekleştirmesine yardımcı olmaktır. Bu açıdan iki kavram eş anlamda kullanılabilir. Aslında CDR ve cinsel terapi; aynı ortak çizgi üzerinde uzanan bir yardım oluşumu olup, birbirini tamamlayan iki yardım hizmetidir. Fakat ikisinin de yoğunlaştığı bazı yönler vardır. CDR; daha bilişsel ağırlıklı, eğitici , öğretici, destekleyici, durumsal, akılcı ve problem çözümleme ile ilgilidir. Problem bilinç düzeyindedir. Yardım edilen birey genellikle normaldir. Problemin uzun bir geçmişi yoktur, henüz kökleşmemiş ve başka yönlere dağılmamıştır. Cinsel terapi ise daha duygusal ağırlıklı görülmektedir.

Yardım edilen birey ve problem yönünden ayrım yapılmaya çalışıldığında; CDR normal şartlarda ortaya çıkan kaygıyı ele alınırken; bilinç altı çalışmalarından kaynaklanan nevrotik kaygıyı cinsel terapi ele alır. CDR"de cinsel sorunlar, çevresel, durumsal, bilinç içinde, kökleşmemiş geçici veya kısa süreli, eğitsel ve mesleksel olarak nitelendirilebilirken; cinsel terapide ise, kökleşmiş, derinleşmiş, tekrarlayan, bilinç altına inmiş, kişilik yapısı ile ilgili ve bireyin kendisi ile olan psikolojik ilişkisine ait problemler olarak belirtmektedirler.

Psikolojik yardım hizmetinin yapıldığı ortamlar incelendiğinde, cinsel terapi hastane ve klinik ortamlar gibi medikal kurumlarda verilen tıbbi bir hizmet olmasına rağmen CDR okullarda, endüstriyel kurumlar ve sosyal kurumlarda verilen bir psikolojik yardım hizmetidir. CDR"nin daha çok okul ortamında yapılması ve eğitim alanında ortaya çıkmış olması, cinsel terapinin ise daha çok hastane ortamında yapılması ve tıp alanından kaynaklanarak ortaya çıkmış olması, CDR ve cinsel terapi arasında ayrım yapılmasının nedenlerinden biri olarak gösterilebilir. Ancak her iki yardım oluşumunu terapotik ilişkiler olarak görürsek; CDR"nin gelişimsel, eğitici ve koruyucu; cinsel terapinin ise çare bulucu, uyum sağlayıcı ve tedavi edici olduğunu ileri sürebiliriz.

CDR ve cinsel terapiyi sonuç ürün açısından faktör analize tutarak ayrım yaptığımızda; gelişimci/önleyici ve tamir edici/uyum sağlayıcı olmak üzere iki amaçtan söz edilebilir. CDR, gelişimci/önleyici ve eğitici/terapotik amaçları gerçekleştirmeyle uğraşmaktadır. Cinsel terapi ise; daha yüksek derecede gizli psikolojik dinamikleri ortaya çıkarmak için uğraşmaktadır.

CDR, danışman ve danışan arasında sürdürülen bir öğrenme etkileşimidir. CDR daha çok normal bireylerle uğraşır, danışanlara cinsel dürtülerini anlama, kabul etme, tam bir cinsel bilgilendirme, böylece kendilerini cinsel anlamda gerçekleştirmede yardımcı olma ve gerektiğinde danışanın cinsel tutum ve davranışlarında değişiklikler yapmayı amaç edinmiştir. CDR bilgisizlikten, durumdan ve çevreden kaynaklanan daha güncel cinsel problemlerle ilgilenir ve duygusal içeriği daha azdır. Bu açıdan bakıldığında CDR"de danışanın normal, cinsel terapide ise hasta olması biçimindeki farklılık yapay bir farklılıktır. Çünkü normali tanımlamak güçtür. Normal kararlar vermek, planlar yapmak ve bu karar ve planları uygulayabilme yetesi önemlidir. CDR, köklü problemi olmayan yani dış çevreden gelen baskıların kurbanı olan ve henüz katı, nevrotik davranış kalıpları geliştirmemiş olan kişilere verilmesi gereken bir yardım hizmetidir. Ayrıca CDR için tıp eğitimi ve hekimlik diploması gerekli değildir.

Cinsel terapi, daha derin cinsel sorunlarla ilgilenir ve amacı; bireyin haz alma, tatmin olma, sevgi görme, kabul görme, egemenlik duygusu ve buna benzer haklı ihtiyaçlarını karşılamakta yardımcı olmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanabilmesine, engel olan yanlış cinsel tutumlar, duygular ve davranışlar düzeltilerek amaca ulaşılabilir.

Sonuç olarak, CDR ve cinsel terapi arasında yöntemler ve kuramlar yönünden benzerlikler olmakla birlikte bu iki kavram ve uygulama birbirinin aynısı değildir. Cinsel terapistler genellikle hastalarla, cinsel danışmanlar ise genellikle normal insanlarla ilgilenirler. CDR akıl ve ruh sağlığını koruyucu bir hizmet alanı olup yardım verebileceği çevre daha geniştir. Ancak yardım kısa süreli ve gelişime yöneliktir. Cinsel terapi ise, özel bir gruba, hasta grubuna yardım hizmetidir.

2- CDR Hizmetlerinin Kapsadığı Konular
-Cinsel bilgi eksiklikleri ( Fizyolojik temel bilgiler, cinsiyetle ilgili farklılıklar )
-Hayat şartlarının/evresinin değişmesi ( Çocukların evden ayrılması, iş hayatında stres, emeklilik )
-İlişki içi problemler ( Sıkılmak, kriz, isteklerini dile getirmede çekinceler )
-Yeni bir ilişki ( Yüksek beklentiler, çözülmemiş eski ilişki içi sorunlar )
-Olmayan bir ilişki ( Ölüm veya ayrılıktan sonra yas tutma, sosyal baskılamalar )
-Organik hastalıkların sonuçları ( Nekahet dönemleri, diyabet, kalp enfarktüsü, genital bölgelerde yapılan operasyonlar )
-İlaçların yan etkileri ( Psikolojik ilaçlar, dâhiliye ilaçları )
-Bağımlılıklar ( Alkol, ilaçlar, uyuşturucu )
-Psikolojik sorunlar ( Depresyon, anksiyete, psikoz )

3- CDR mi Cinsel Terapi mi?
Tedavinin başında bazı çiftlerde CDR hizmetiyle mi yoksa cinsel terapi yöntemleriyle mi başlanılmasına karar vermek oldukça zordur. Aralarında akıcı bir geçiş olmasından dolayı bu kararı verme aşaması önemlidir ve temelde ayrılamazlar. Her CDR hizmeti aynı zamanda cinsel terapinin de bir parçasıdır. Eşlerden biri veya ikisiyle yapılan yalnızca danışmanlık sağlayan görüşmenin bile tedavi açısından büyük bir etkisi vardır. Ancak profesyonel anlamda yapılmayan veya klasik cinsel terapinin unsurlarından yararlanan bir CDR hizmeti; daha sonra gerekli olabilecek bir cinsel terapiyi gereksiz yere zorlaştırabilmektedir.

Konu örneği
Genç bir çift yaklaşık 3 aydır var olan ereksiyon bozukluklarının teşhisi için görüşmeye gelir. İlk etapta cinsellik hakkında konuşmaktan dolayı zorlansalar da cinsel durumlarıyla ilgili yaklaşık 45 dakikalık bir görüşme yapılır. Bu sırada cinsel semptomun belirlenmesinin yanı sıra, örneğin o dönemde bulundukları hayat şartları gibi cinsel alan için olası rahatsız edici faktörler de ele alınır. Bir sonraki seansta çift "ilk seanstan cesaret alarak" evde ilk defa cinsellik hakkında konuştuklarını ve bunun sonucunda karşılıklı birçok yanlış anlamaların çoğunu da ortadan kaldırdıklarını anlatır. Ereksiyon bozukluklarının belirgin bir şekilde düzeldiğini belirtirler ve bir sonraki seansın 4 hafta sonrası için yapılmasını rica ederler. Özellikle cinsellik hakkındaki iletişim eksikliğinin ortaya çıktığı çift tekrar görüşmeye geldiğinde ereksiyon bozukluğu ortadan kalkmıştır.

Bazı çiftlerde danışma motivasyonunu sağlayabilmek için başlangıçta rahatlatma ve kaygı giderme amacı taşıyan konuşmalar yapılmalıdır. Net bir şekilde teşhisi konulan, psikolojik kaynaklı bir cinsel bozukluk olduğunda genelde bir cinsel terapi olmadan yol alınamamaktadır. Yani her zaman birincil veya genelleşmiş bozukluklar için cinsel terapi birinci seçenek olmalıdır. İkincil ve daha ziyade duruma bağlı olan bozukluklarda ise CDR hizmeti, cinselliğin düzelmesini sağlayabilmektedir. Aşağıdaki sorunlarda giriş denemesi olarak CDR yararlıdır:
-Bilgi eksikliği ( Örneğin normal fizyolojik cinsel süreçler ve normal cinsellik hakkında bilgi eksikliği )
-Uygun olmayan koşullar ( Örneğin çocuk veya başka aile üyelerinden dolayı mekân darlığı, hafta sonu evliliği )
-Cinsel iletişim problemleri ( Örneğin cinsellik ve cinsel istekler hakkında konuşamama )
-Eşler arasında henüz temelleri sağlam olmayan güncel ve daha küçük anlaşmazlıklar ( Örneğin doğum gibi ailevi gelişme süreçlerini sarsan olaylar )
-Duruma uygun ilaç tedavisiyle birlikte bedensel veya psikolojik bir hastalık bağlamında cinsel sorunlar vb.

CDR hizmetinde yaklaşık 3 (en fazla 5) seans sonunda bir değişiklik gözlemlenemediğinde bu, sorunun büyük olduğunu gösterir. Bu durumda cinsel bir terapiye başlamak veya geçiş yapmak gereklidir.

Aşağıdaki kriterlerden birine rastlandığında cinsel terapi gerekmektedir:
-6 aydan uzun bir süredir devam eden cinsel sorun,
-Birincil veya genelleşmiş bir cinsel işlev bozukluğu,
-Güçlü bir başaramama korkusu mevcut ve/veya cinsel durumlardan belirgin bir şekilde kaçınılma söz konusu,
-Cinsel sorun nedeniyle büyük ölçüde yıpranmış bir ilişkinin varlığı,
-Daha önce başarısız bir CDR deneyimi yaşanmış olması.

Hangi terapi şeklinin sorunu çözmek için gerekli olduğunu kestirmek mümkün olmuyorsa CDR hizmeti, basit ve henüz kronikleşmemiş sorunlarda ilk müdahale adımı olmalıdır.

Uzun yıllardır var olan veya teşhis evresinde belirgin bir anlaşmazlık potansiyeli tespit edilen kronikleşmiş bir cinsel bozuklukta CDR hizmeti yeterli gelmemektedir.

 

BİLGİ HATTI