Evlilikte Çiftler Neden Kriz Yaşarlar? – 2

EVLİLİKTE ÇİFTLER NEDEN KRİZ YAŞARLAR? – 2

3. Madde: Çocukların geleceği ile ilgili ortak kararlar alabilme. Çocuğun sorumluluğunu ortak paylaşabilme. Çocuk ya da çocuklar. Yani bu çocuk benim değil. Bu çocuk senin değil, bu çocuk bizim. Benim kadar senin. Senin kadar benim. Sevgide, yüküde benim ve senin. Birlikte bizim. O zaman bununla ilgili her türlü sorumluluğu paylaşacağız. Ve bunun geleceği ile ilgili de aramızda mutabakat olması lazım. "ben çocuğumu TED Kolejinde okutacağım" öbürü, "normal lisede okusun" al sana kavga yani. Mutabakatınız olacak bir kere. Ben işte kreşe göndermek istiyorum, o kreşe göndermek istemiyor. Al sana bir kavga. Yani bu konuda, anne baba bir mutabakata varır. Baştan şartları koyar. Nedir? "eğer maddi şartlarımız iyi olursa, güzel bir kolejde okutabiliriz, yoksa devlet okulunda okuturuz. Ona alacağımız kılık kıyafet marka olmak zorunda değil ama pazarda olmayacak" gibi. "Cep telefonunu şu yaşta alacağız" gibi. işte, "okula ben bırakıyorsam, okuldan da sen alacaksın" gibi. Ha bunlarla ilgili sorunlarla karşılaştığınız zaman yazarsınız. Tabi burada anne ve babanın iş durumuna göre şartlar olgunlaşır. Bir mutabakat, bakın mutabakat diyorum. ha bakın bu mutabakatta, Ali Bey"in (sorumluluğu) az, Ayla hanım"ın ki çok olabilir, Ayla hanım"ın ki az olur, Ali Bey"in ki çok olabilir. Bu dış şartlara göre, sizin aranızdaki uzlaşmaya göre değişebilir. Ama bir mutabakata varıldığında, o mutabakattaki koşullara herkes uyacak. Uyulmadı mı kavga. Çünkü verilen sözler tutulmadı mı? İlişki bozulur. Ha ben söz verene kadar konuşurum, tartışırım, olgunlaştırırım şartları, ha tartışmaktan ve konuşmaktan korkmayın. Uzlaştığınız andan itibaren karşınıza bir şey çıkar. Ben almayacağım sen de almayacaksın, anlaştık mı? Anlaştık. Cep telefonu almayacağım, sen de almayacaksın anlaştık mı anlaştık. Paramız varsa özele, yoksa devlete tamam mı? Bitti. Çocukta bilir sınırları. İşte nedir? "Yatak odamız mahremdir, özeldir, çocuk giremez. Ne işi var çocuğun koynunda" ya. Olamaz. Bunun gibi maddeler net. Ortaya koyduk mu bitti. İşte Pazar günleri beraber çıkacağız, dolaşacağız. Erkek çocuklar için belli yaşlarda babanın daha çok ağırlık kazanması lazım, baba biraz daha ilgili olmalı. İşte, boş vakitlerini seninle geçirmesi daha faydalı olur. Böylesi daha bilimseldir. O zaman boş vakitlerini sen planlıyorsun. Ben size destek olurum. Anlaştık bitti mi? Bitti. Mutabakat, kavgaların bir nedeni de çocuktur.
Erkek Hasta: Ağırlıklı olarak.
Bayan Hasta: Evet.
Terapist: Ha ben müneccim değilim. Bunları sadece size söylemiyorum, herkese söylüyorum. Siz üzerinize düşeni alın.

4. Madde: Ekonomik konularda mutabakat. Şimdi şu cep telefonu mesela 1.5 milyardı ben aldığım zaman, şimdi düşmüştür. Şimdi şu cep telefonumu ben karıma sormadan alırsam, kavga nedenidir. Bizim ailede, ekonomik konularda şöyle bir mutabakat vardır. 100- 200 milyon çok önemli değil ama 1-1.5 milyarlık bir harcama yapacaksam, eşimin de onayı alınmalı. Eşim şimdi bana telefon eder, "işte hayatım ben şimdi şuradayım, bir şey beğendim, fiyatı da şöyleymiş, ne dersin? Ne dersin ne demek? "hani ben alacağım da haberin olsun" demektir. Ama ben ne diyorum, "bak, karım benim fikrimi alıyor" ben biliyorum ama telaşlanmayayım diye. Bakarım benim fikrimi alıyor mu? Alma dersem almayacak. Kendimi rahatlatıyorum. "bak beni adam yerine koyuyor. Demek ki o zaman. Ben de o zaman, "ya tamam hayatım, sen beğendiysen al diyorum çünkü" zaten alacakta şu var yani. O hissediliyor tamam mı? Sana değer veriyorum, sen benim için önemlisin, bu ikimizin bütçesi, biz birlikteyiz, sensiz bir karar veremiyorum. Senin onayın önemli. Ya da sen onay vermeyeceksen olmayacak. Hakkını bana veriyor. Verdiği zaman ben de o zaman sorun çıkarmıyorum.
Bayan Hasta: Aslında onun altında bir şey daha gizli, belki öyle düşünürseniz daha sevimli olabilir mi?
Terapist: Ne olabilir mi?
Bayan Hasta: Ben de yaparım o tarz şeyleri. "işte, uzun oldu da, kısa oldu da bilmiyorum alsam mı?" aslında onunla birlikte çıkıp, o alış verişi yapma isteğiniz var ama o an yanınızda yok. Aslında onay verdiğinde, birlikte almış gibi rahatlıyorsunuz.
Terapist: Tabi canım o da var.
Bayan Hasta: Eşim onay verdi.
Terapist: Pek çok şey var. Ama burada mutabakat önemli. Ama tutup ta ben şu 20 YTL lik bir şeyi alırken sormam. Ha ne nedir? 1 milyar bütçen varsa, 10 milyon bile değerlidir. 5 milyar bütçen varsa, 150 YTL bile çok önemli değildir. Bütçene göre mutabakat. Hani şu denilebilir. Şu rakamlara kadar onayımıza gerek yok. Bilgimize gerek yok. Ama şu rakamların üzerine çıkarsak, kredi kartların harcamalarına şunlara dikkat etmek lazım. Bir mutabakat şart. Benim yaktığım pireyi, o deve gibi görüyorsa, o kavga nedenidir.
Erkek Hasta: Bizim ekonomik anlamda, sıkıntılarımız var ya da yok. Şeyle ilgili, yani uygulamamızla ilgili. Ben daha eşimle çıkarken bile bazı yerlerde hesabı bölüşüyorduk. Yani işte, yarısını o ödüyordu, yarısını ben. Ama çalışan bir insan olarak ben yediremiyorum tabi (kendime). Ben ekonomik olarak daha iyiyim. O öğrenci. Gittiğimiz yerlerde ben ısmarlamak isterdim. Ağırlıklı olarak ta böyle uyguluyordum.
Bayan Hasta: Şeyim ya, ayakta durmalıyım ya tek başıma!
Erkek Hasta: Evet, şimdi evlendik, çalışmaya başladı eşim üniversite de, herkesin aileye katkısı oldu. Yalnız bizim ortak hiç havuzumuz hiç olmadı. Herkes bireysel takılıyor. Evet, eşim kesinlikle savurgan değil, düzgün şeyler almaya çalışıyor, almak istediğini de alır. Bu bana danışma olayı oluyor. Bu ayrı olmasına rağmen oluyor. Ben bunu alacağım. Zaten büyük meblağlar olunca ben de soruyorum. Mutlaka böyle bir şey var, karşılıklı. Ortak olmasa da, ama bu beni aslında içsel olarak rahatsız etti. Yani bunu gündeme getirdiğim zaman da, zaman zaman başka örnekler verildi. İşte birleştirilip te, sınırsız harcayan insanlar var yani. Bu bütçeye gerçekten zarar veren, tipler var. Sınırsız harcayanlar var.
Terapist: Kötü bir örnek. İyilerde var yani.
Erkek Hasta: Bunun harcamalarda azaltma ile veya artırma ile ilgili bir yanı yok. Bu tamamen, hani bizim ortak bir yaşamımız var, ortak bir ailemiz var, ortak bir bütçemiz var, harcamalarımız burada. Evet, ikimizde özgürce yapabiliriz. Kredi kart bazında da diğer şeylerde de, ama bizim şeyimiz ortak diyemedik şimdiye kadar. İşin açıkçası. Benim buradan çok olmasa da bir şeyim var. Bunun manevi düşüncesinden açıkçası. Ben arzu ediyorum eşime de geçen gün bunu söyledim. Biz bazı şeyleri çözersek, yapacağım şeylerden bir tanesi de bu. Seninle yapacağım şeyler derken, fikir vererek, fikir söyleyerek. "Hayır ben bunu öyle uygun gördüm, böyle olacak," diyen ve olaylara böyle yaklaşan bir yapıda bir insan değilim. Ekonomik konular konuşulduğu için benim rahatsız olduğum bu konuyu dile getirmek istedim yani.
Terapist: Anladım. Bazı çiftler geliyor mesela, herkes kendi hayatını yaşıyor. Birine, "siz ev arkadaşı mısınız?" dedim bir tanesine. "yok" dedi. "o zaman ev arkadaşı gibi neden takılıyorsunuz?" dedim. "Hiç bu zamana kadar fark etmedik, böyle düşünmedik" dedi. Dedim ki, "evlilik öyle bir şey değildir." oda arkadaşlığı değil. "O zaman buraya gelirken terapi parasını da mı ikiye böldünüz" dedim. "evet" dedi.
Erkek Hasta: Bizimki de öyle oldu.
Bayan Hasta: Farkında olmadan, öyle oldu.
Erkek Hasta: Yani kısmen öyle oldu.
Terapist: Ama işte birlik olamadığınızın bir göstergesi.
Erkek Hasta: Evet.
Terapist: O zaman şöyle sorular sordum. Dört tane soru soracağım dedim.
"eşinin yanında osurur musun?" dedim.
"eşinin yanında dışkılar mısın?" 
"eşinin yanında işer misin?"
 "onun yanında burnunu karıştırabilir misin?" dedim. Bu sorulara yanıtınızın "hayır" olduğunu görebiliyorum. dedim. "Nerden bildiniz?" dedi. "Ben müneccimim" dedim. Çünkü banyo ortak kullanılan bir yer. Hayatta eşim oradan çıkmadan ben oraya giremem. Ben girerken içeri, o giremez. 
Bayan Hasta: Bu doğru mu yanlış mı şimdi anlayamadım?
Terapist: Kararı siz verin.
Erkek Hasta: Yani, bu zevk kültür. Ekstra şeylere inerken, benim daha önce işittiğim ve duyduğu zaman herkesin kahkahalarla güldüğü bir şey. Arkadaşlarımız var. Ekstra işlere gidiyoruz, programlara gidiyoruz. İşte soruyor, sen eşinin yanında osurur musun? Falan diye. Kahkahalar falan. Yani, insanlar yapsa bile, yapıyorum demiyor. Burada bir toplumsal ayıp söz konusu. Hani, biz yapsak ta, yapıyorum diyen de çıkmıyor.
Terapist: Yapamayana gülün arkadaşlar, yapana değil. Çıkmıyor ama ben yaparım. Doğrusu da budur. Bir insan nerede en mahremdir?
Bayan Hasta: Tuvalette.
Terapist: İşte o mahrem yere kocanı ve karını alabiliyorsan, artık onu benimsemişsin demektir. Maddi problemlerin bir anlamı kalmaz. Alamıyorsa, hala "ben ve o" dur. Ben ve o olanlar zaten çift olamamışsın demektir.
Erkek Hasta: Yani, çok doğru söylüyorsunuz. Benim, en zorlandığım şeylerden bir tanesi kustuğum zaman, onun, o şeyin temizlenmesidir. Hiç gözümü karartırım. Ne çocuğumda, ne oğlumda, eşimde de yaparım ben yani bunu. Evet, rahatsız oluyorum ama o anlamda değil.
Terapist : O ayrı bir şey ben kendi kusmuğumdan ben de rahatsız oluyorum. Kendi dışkımdan ben de rahatsız oluyorum. O ayrı bir şey.
Erkek Hasta: Ama yapabilmek yeteneğini ben kendimde görüyorum. Yaptım da yani.
Terapist: Burada önemli olan o mahremiyetine alabiliyor musun? Alamıyor musun? Alabiliyorsan eğer artık senlik ve benlik kalkmıştır. Alamıyorsan sen zaten çift olamamışsın demektir. O zaman çift olun diyorum.
Bayan Hasta: Çok iyi düşünmek lazım.
Terapist: Düşünün düşünün. Daha neler düşüneceksiniz. İşiniz çok.
Erkek Hasta: Ben buraya gelirken çok açık olmak istedim. Sizinle konuşurken de hani, eşime söyleyemediğimi size söylemek isterim. Buraya gelirken de madem çok açığım, eşim sık sık dışarı çıkmak istiyor. Onun da çok haklı gerekçeleri var. Sık sık derken, istiyor yani, çok normal. Ben de istiyorum. Ama ekonomik olarak,
Bayan Hasta: Yemeğe çıkmak,"
Erkek Hasta: Yemeğe çıkıyorsun, bu ortak havuz olmadığı için, gönüllülük ortadan kalkıyor belki de. Ha böyle midir diye şimdi aklıma geldiği için. Benim dirençlerimde bu yatıyor mu diyorum açıkçası.
Terapist: Her şey olabilir oturup konuşun. Olabilir. Ama yani, benim eşim dışarı çıkacaksa, kendi parasıyla harcamayacak, bir şey alırsa kendi parasıyla almayacak. Bizim paramızla harcama yapacak.
Erkek Hasta: İşte biz de o yok.
Terapist: Mesela bizim evde, eşimin "acaba şu fatura ödendi mi?" dediğini hiç hatırlamam. Umurunda da değildir mesela.
Erkek Hasta: İşte bizde oralarda da bir şey var. Mesela şunları şunları sen öde, bunları da ben ödeyeyim var.
Terapist: Ama bakın, siz çift olamayınca bunlar olur. Siz ev arkadaşısınız, karı koca olamamışsınız, evli olamamışsınız ki! Kusura bakmayın.
Erkek Hasta: Yok hayır çok haklısınız.
Terapist: Mesela kredi kartı vardır eşimin, kendi kredi kartının bile ödenip ödenmediğinin farkında değildir. Ben alırım ben öderim. Ben derim ki, "sen küçük harcamaları ve bakıcının parasını öde gerisini ben öderim." Derim. Benim bankada kaç lira param var olduğunu bilmez karım. Geçen gün bir mesele oldu sordu, "ne kadar paramız var" dedi. "valla dedim ben de bilmiyorum." Onu da hesaba ortak ettim. Dedim "git öğren," çünkü o zamana kadar o da merak etmemiş. Bakın ben 8 yıllık evliyim, paramın hesabını sormamış. Bir kere cüzdanımı karıştırdığını hatırlamam.
Erkek Hasta: Biz de yapmayız öyle şeyleri, Allah"a şükür yapmadık. Ama gerek kalmadı, kendi geliri var diye düşündü. Ben de kendi gelirim var diye düşündüm. Bir ev arkadaşı olarak iyi bir ev arkadaşısınız.
Bayan Hasta: Mesela bana şey de çok zor gelmişti. Ücretsiz izin aldığımda, asistan olduğumda alamadığım 3–4 aylık bir maaş alamadığım dönem var. O dönemde eşimin para vermesi çok zor gelmişti. Benim hiç alışkın olduğum bir şey değil. Yani, hatırlıyor musun?
Erkek Hasta: Evet.
Bayan Hasta: Enteresandı yani.
Terapist: Bunlar normal şeyler canım.
Bayan Hasta: Ama bu bizim bütçemiz diye düşünememekten kaynaklanan bir şeydir, bu.
Terapist: Dedik ya ev arkadaşınız, karı koca değil. Ev arkadaşlığı da çıkarlar bitti mi biter arkadaşlar. Benim de üniversite de ev arkadaşlarım vardı, ama sınırlarımız belliydi. Bütçelerimiz belliydi. Banyoda yakacağımız yaka kadar adı konulmuştu. Biz banyoda yak yakardık, yarısı onundu, yarısı benimdi. Hesap geldiği zaman yarı yarıya idi. Alış verişler yarı yarıya idi. Ben kahve içmezdim, kahvenin parasına karışmazdım. Ama ev arkadaşım. Ama yani şimdi karımla aynı şeyi tutturursam olmaz. O zaman biz karı-koca olamamışız yani. Ama bunun adı karı kocalık olmamalı. Yeni bir kavram çıkarmalı, Türkiye"de. "Ev arkadaşı çiftler" diye.
Bayan Hasta : "Sevgi bazlı ev arkadaşlığı."
Terapist: Artık ona dersiniz ama benim evlilik biliminde benim kafamın alacağı mevzuular değil onlar. Anlaştık mı?

5. Madde: Senin ailen benim ailem meselesi. Mesela yurt dışında böyle bir madde yok. Türkiye"de var. Çünkü bizler adam gibi kişiliğimizi ortaya koyup bireyselleşemediğimiz için, bağımlı olduğumuz için, benim annem evliliğimin içine girer. Yatak odama. Baba yatak odama kadar girer. Her şeye müdahale eder. Çünkü sınırlarımız belli değil. Vıcık vıcık ilişkiler. Ha şu var eskiden ataerkil bir yapı vardı, baba mutlak hükümdar, bütün herkes onun malı, gelinler, damatlar, herkes maldır. Babanın verdiği ile yetinilir, herkes bu sistemden mutlu idi, hiçbir problem yoktu. Baba öldükten sonra babanın hanımı otorite olur. Anne öldükten sonra, en büyük abi olur. Sonra aile parçalanıyorsa parçalanır. Yeni bir lider çıkar vs. ataerkil yapı buydu. Kendi içinde de kuralları vardı. Şimdi, modern aileler, eşit haklara sahip çekirdek aileler, karı koca eşit ilişkiler, eşit haklar vs. biz ortada kaldık. Aslında biz bir dönmeyiz. Eşcinseliz toplum olarak. Ne erkeğiz ne kadın. Biseksüel olduk. Ne karıyız, ne kocayız, ne ataerkiliz, ne çekirdek aile. Vıcık vıcık ilişkiler, buraya geliyorlar, anlatıyorlar. Senin annen şöyle yaptı da, benim babam böyle yaptı da, ananında babanın da canı cehenneme diyorum ya. Senin artık bir annen mi var? Baban mı var? Senin artık bir karın var, kocan var. Kocan ve karın senin için her şeyden önemli biz buna "evlilik piramidi" diyoruz. Anne-baba karı ve kocanın altındadır.
Erkek Hasta: Piramitte.
Terapist: Piramitte. Anne babanın yeri ikinci sınıftır. Hiç uçakta birinci sınıf uçtunuz mu THY’lerinde.
Erkek Hasta: Ben uçtum.
Terapist: Şimdi birinci sınıf yolcuların içkileri sınırsız olur. Alkollü içkiler verirler, en güzel mini etekli hostesler size hizmet eder. Koltuğunuz rahattır, geniştir. İkram daha iyi. İkinci sınıf yolcular ise öyle değildir. Koltukları dardır, çirkin hostesler vardır. İçki sınırlıdır, alkol verilmez vs. şimdi, ben birinci sınıf parası ödemişken bana ikinci sınıf muamele yaparsan ağzına ederim. Karı kocalıkta da bu böyle. Şimdi, evlendiğimiz andan itibaren, sen benim için birinci sınıfsın, ben senin için birinci sınıfım diye anlaşma yapıyoruz. Sonra getiriyorsun sen babanı benim üzerime koyuyorsun. Yok ya! Kavga nedeni, intikam, biriktiriyorum, bedelini ödetirim. Piramit budur arkadaşlar. Ne zamana kadar? Şöyle bir şey çizeyim size. Şurası birinci sınıf, karı-kocanın olduğu yer. İkinci sınıf, anne-baba ve diğer akrabaların olduğu yer. Üçüncü sınıf, iş ve arkadaşlar falan gider. Birinci sınıfın haricindeki her yer kendi içinde oynayabilir. Bazen iş anne babanın önüne geçebilir, arkadaşlar, anne babanın önüne geçebilir. Ama birinci sınıf asla değişmez. Değiştiği zaman kavga çıkar. Şöyle bir örnek vereyim. Şimdi Ayla Hanım annesinin babasının ve Ali bey’in olduğu bir ortama girdi. Ortamda kimler var? Birinci sınıf bir canlı var, Ali Bey. İkinci sınıf insanlar var, kim bunlar? Annem, babam. Şimdi Ayla Hanım"ın tavır ve tutumları sistemi belirleyecek. İlk önce kime gidecek, öpecek, merhaba diyecek? Önce kime çay koyacak, önce kime hürmet edecek? Eğer annesine babasının yanında Ali Bey"e ikinci sınıf muamelesi yaparsa, Ali Bey"in içinde bir kin birikir. Birikmez diyen tıp bilimine aykırı konuşur. Burada çöreklenir. "Zamanı gelince ben sana gösteririm" haline dönüşür. Bir yeri geldiğince, kaşının altında gözün var, gözünün üstünde kaşın vardı diye saldırır. Burada biriktirdiğinin intikamını, öbür tarafta alır. Çünkü burada normal olan, Ayla Hanım"ın "aaa Ali gelmiş, hoş geldin canım deyip" öpmesidir. Çünkü neden? Ben birinci sınıfım ve birinci sınıf muamele bekliyorum. Para vermişim kardeşim, ben en önde en güzel hostesi istiyorum. Sınırsız içki istiyorum versene onu bana, vermiyorsan, yıkarım ortalığı. Bu kadar basit tabi. Yapamadığınız zaman maymun ederler sizi. Türk aile yapısı maymundur şu anda. Ne zamana kadar bu böyle gider? Çocuk olana kadar. Çocuk oldu mu? Anne-baba aşağıya iner. Buraya (1.sınıf) çocuk oturur. Karı-koca 2. sınıftır. Önce çocuğunu öper, sonra karısını öper. Bizim evde şimdi öyle. Önce çocuklarımı öpüyorum sonra karımı. Ne zamana kadar? Çocuk evden uçunca sistem tekrar yerine gelir. Ha bunun altındakiler değişir. Buraya iş koy, arkadaş koy, anne-baba koy. Bunlar kendi aralarında dönerler, çok ta önemli değil. Ama şu mesaj verilmeli, "ben evlendim, kendime yeni bir aile kurdum. Bu aile benim için kutsaldır. Hiç kimse, beni 9 ay karnında taşıyan annem bile, karımın yanında hiçtir." Bu mesajı verdiğinizde, en sevilen damat, en sevilen gelin siz olursunuz. Şimdi biz evlendiğimiz ilk yıllarda eşimle babam arasında bir olay oldu. konuştum babamla. Dedim, "seviyor musun beni? "evet" dedi. "Benim mutlu olmamı istiyor musun?" "evet" dedi. "o zaman karımla iyi ol, yoksa beni kaybedersin" dedim. Tek kelime. "Çünkü artık benim ailem siz değilsiniz, o" dedim. "Bir imza attığıma göre artık, sen benim ikinci sınıf ailemsin. Sen babanı en son ne zaman gördün?" durdu şimdi. "kardeşlerinle en son ne zaman birlikte oldun?" durdu. "Şimdi kim var senin hayatında dedim?" "siz varsınız, karım var" dedi. "ee kusura bakma, ben de yeni evliyim. Benim için de artık karım var." Bak dedim, "sen yıllar sonra bu noktaya geldin. Senin karın, ben varım değil mi senin için? "evet" "ama sen yıllar oldu, anneni, babanı görmüyorsun. Umurunda da değil. Herkes kendi yaşamını sürmüyor mu?" "evet" "sen kiminlesin şu anda? "karımla" benim annemle, bizimle berabersin değil mi?" "Demek ki, senin için, biz en önemliyiz değil mi? "evet" dedi. "O zaman izin ver ben kendi ailemi kurdum, artık orası benim için önemli" dedim. "anladım oğlum" dedi. O gün bugündür, en kıymetli gelin benimkidir. Çünkü, sınırlarımız net.
Erkek Hasta: Evet.
Bayan Hasta: Çok olgun bir babanız varmış.
Terapist: Ama bakın buradaki mesele şudur. Kırılabilir, küsebilir ama doğrusunun bu olduğunu görür. Size sonunda hak verecektir. Benim dediğim gibi yaklaşın olaya. Anlamıyor mu? O onun problemi. Kabul etmiyor mu? Onun problemi. Ret mi ediyor? Onun problemi. Gerekirse, canı cehenneme çok ta önemli değil. Bunu ortaya koyduğunuzda, doğrusunu yaparsınız. Yapamadınız mı? Maymun olursunuz. Bütün tablo bu. Ha gerçek sevgi zaten koşulsuz olan değil mi? Ben boka çıktığımda, hani beni sevecektin, saracaktın, öpecektin? Ben iyiyken de sevecektin, kötüyken de sevecektin, küfrederken de sevecektin? Seni reddettiğimde de sevecektin? Öyle değil mi? Eşcinsel aileler geliyor. Biz ne yapacağız şimdi? Diyor. "Bu şekilde seveceksin, bu duruma göre". Doğal olan bu değil mi? Buda onun gibi bir şey. Tabi Türk aile yapısına çok ters gibi görünebilir. Ama benim özgür olabilmem, birey olabilmem, kişiliği ortaya koyabilmem, mutlu olabilmem" benim yaptığım şunun için, gerekirse, küssünler, kızsınlar, önemli değil. Ya soru "sen en son anneni, babanı kardeşini ne zaman gördün? Kim var hayatında? Karın var. Şimdi sizin babanız için düşünelim, anneniz için. En son akrabaları ne zaman gördüler, birbirleri için şu anda değerli değiller mi? İlk hastalandıklarında, birbirleri için koşmuyorlar mı? İzin ver de bende bunu karımla yapayım, kocamla yapayım, bunda ne var ki? Ama sen hala beni kızın, ailenin bir parçası olarak görüyorsan, yanılırsın. Benim ailem var, ben yeni bir aile kurdum. Hasan"sa sizin için öyle. Yarın o da gidecek. Yine siz yalnız kalacaksınız. Ama Hasan"ın hayatında biz varız derseniz, Hasan size bu cümleleri söylerse, üzülürsünüz. Söyleyemezse, çocuk patolojik olur, mutsuz olur. İster misiniz mutsuz olsun?
Erkek Hasta: Yok.
Bayan Hasta: Hayır.
Terapist: Eee anneniz babanızda sizin için aynı şeyi söyleyecek, ha kırılacak biraz. Ha patolojileri varsa, daha şiddetli kırılacak. Sonuçta doğru yolu bulacaklar. ANAP"a oy vermeyecekler, Doğruyol"a verecekler. Sonra birleşiyorlar değil mi? Bu konuda da anlaştık mı? Mesela biz bunu Avrupalı meslektaşlarımıza anlatınca, "ne anlatıyorsun sen hocam" diyor. Anlamıyor adam. Şu anlattığım konuyu anlamıyor. "Ne demek o" şimdi? Diyor. "Çekirdek aile, ataerkil aile ne demek" diyor. Adam benim anlattığımın, böyle bir sorundan haberdar bile değil. Kişi 18 yaşına gelince evden ayrılır.
Bayan Hasta: Ama ona rağmen mutlu bir toplum yapıları yok, o da ilginç.
Terapist: Avrupa”nın var. Amerika"nın yok.
Erkek Hasta: Ben Avrupa"da aile yapılarına düşkün gördüm.
Terapist: Amerika kendi içinde batmış, zaten. Ama bu yapı saygınlığı sağlar. Orada mesela şeydir. Siz evlendiğiniz andan itibaren bütün toplum, sizi yeni bir aile olarak görür. Saygı duyar. Biz de ise çoluk çocuktur onlar, hayatlarına müdahale edelim.
Erkek Hasta: Yaşamı bilmezler. Biz öğretelim onlara.
Terapist: Ama buradaki sorun karı-kocanın sınırları çizememesidir arkadaşlar. Şimdi sizin karı-koca olarak bir sınırınız var. Ama sizin bir de bu sınır içinde ortak bir kişiliğiniz var. Şöyle düşünün, şimdi şu Ali Bey, şu da Ayla Hanım olsun. Şimdi burada da Ali ve Ayla"nın ortak sınırı olsun. Şimdi biz kişisel olarak sınırlarımızı ihlal etmediğimiz gibi, bir çift olarak bir sınır oluşturacağız, bu sınıra kimse izin vermeden girmeyecek. Benim özel hayatıma annem ve babam ne karışır ya, "sen kimsin?" ha ben gelirim, sıkıntılarım olur, paylaşırım, yol gösterebilirsin, ama "şöyle yap, böyle yap" senin haddine mi? Ama ben bireysel anlamda kişiliğimi ortaya koyamadıysam, herkes her hakkı kendinde görür. Herkes ailenize karışır. Üçüncü şahıslar bile karışır, arkadaşlar, dostlar, herkes karışır. Sizi çünkü ciddiye almazlar, saygı duymadıkları, içinde kıs kıs gülerler. Ama bu hakkı siz verdiğiniz için kullanıyordur, vermediğiniz zaman kırılmalar olur.

6. Madde: Cinsellik. Cinsel işlev bozuklukları, evlilik sorunlarının başında gelir. Erken boşalma, cinsel isteksizlik, orgazm olamama, sertleşme problemleri, bunların hepsi ayrı bir konudur. Bunu daha sonra cinsellik bölümü diye bir bölüm açacağım size. Ama cinsel sorunlarda, önemli sorunlar. Bu altı madde tamir edilebilir maddeler. 7. madde ile tamir edilebilir.

7. Madde: Ortak boş zamanları birlikte ve kaliteli geçirmek. Duvarın sıraları dökülmüş. Onu sıvatıp boyattığımızda yeni gibi görünür. Bazen evliliğinde sıvası kalkabilir. Boyası eskiyebilir. Eğer karı koca, boş vakitlerini birlikte ve kaliteli geçirebiliyorsa, haz duyarak, eğlenerek, keyif alarak, o coşkuyu içinde hissedip, coşkulu biçimde yaşayabiliyorsa, boş zamanlarını (birlikte ama) bu duygu gelişir. Mesela birbirinden nefret eden iki insanı, bir yolculuğa çıkarın, bir zaman sonra ya öpüşürler aşık olurlar, ya da çok iyi dost olurlar ya, şu Amerikan filmleri bunun üzerine kurulmamış mı? Karı koca da öyledir. Birlikte güzel zaman geçirdiklerinde, eğlenirlerse, keyif alırlarsa, "efendim biz o heyecanı kaybettik" tamam, o zaman planlayın. Adım adım boş zamanlarınızı nasıl kaliteli geçirebileceğinizi planlayın. İlk, 4–5–6 organizasyonu planlı bir şekilde yapın, o zaman keyif alabilirsiniz. Keyif aldıkça da, daha fazla birlikte olmak ihtiyacınız ortaya çıkacaktır. Çünkü insanoğlunun en temel özelliği hazza koşardı, elemden kaçardı. Eğer ben, birlikte olmaktan elem duyarsam, birlikte olmak istemeyeceğim. Çift geliyor, "biz birbirimizden uzaklaştık doktor bey ne yapacağız?" Bu sefer, "niye uzaklaştığınıza bakın" diyorum. Bir elem yaratmışsınız. Birlikte olmak sizin için elem verici bir davranış. Haz verici bir davranış haline getirirseniz, birbirinize daha çok yaklaşırsınız. Evet diyorlar doğru. Haz verecek şekilde yeni organizasyonlar yaptığınızda, birbirinizden kaçmak yerine, birbirinize yaklaşmış olacaksınız.
Erkek Hasta: Nedenlerden bir tanesi şöyle, onu söyleyebilir miyim? Bir şey söylerken, onunla ilintili olduğunu düşündüğüm, başka bir şey geliyor aklıma. Eğer onu geçersem, onu unutacağım endişesi oluyor.
Terapist: Unutun zaman içinde önemli değil ama net olun. Tek cümle. Yaşadığım bu, beklentim bu. Tık tık tık bitti. Ha ondan sonra ayrıntıya girebilirsin. Fazla ayrıntı evlilikte yorucu olur. O yüzden bu konuşmalara ekleyeceğiniz bir şey var mı? Ama mahreminize birbirinizi alın oldu mu?
Bayan Hasta: Tamam hocam.
Terapist: Şimdi tekrardan gözden geçirelim;
1. Duygu ve düşüncelerin paylaşılması. (Ben dili, sen dili, akıl okuma)
2. Duyguların paylaşılması
3. Çocukların geleceği ile ilgili ortak kararlar alabilme.
4. Ekonomik konularda mutabakata varmak.
5. Aile, senin ailen benim ailem meselesi ve evlilik piramidi.
6. Cinsellik.
7. Ortak boş zamanları birlikte ve kaliteli geçirmek.
Cinsellikte tamirata girer arkadaşlar. İyi bir seks, bu 5 maddeyi tamir etmeye yetebilir. Boş zamanları birlikte değerlendirme ile birlikte. O yüzden dikkat edin ilk beş madde, sorunlu madde, 6. ve 7. maddeler ise, tamirat içeren maddelerdir. Ama buralarda da yapamadınız mı? Diğer problemler büyür. Büyür mü?
Erkek Hasta: Büyüyor.
Terapist: Nasıl? Bu seans hoşunuza gitti mi?
Bayan Hasta: Güzeldi, teşekkür ederiz.
Erkek Hasta: Evet, ben de teşekkür ederim.
Terapist: Peki, iyi bakın kendinize.