Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

Aldatma İnsanın Doğasında Var

Aldatma İnsanın Doğasında Var


Aldatma insanın doğasında vardır. Henüz bir aldatma geni bulunmamış olsa da insanoğlunun genetik hafızası aldatmayı nesillerden nesillere taşımaya devam ediyor. Tüm çağlarda, tüm kültürlerde ve tüm coğrafyalarda aldatma insanın yanı başından hiç ayrılmıyor…

Cem KEÇE'ye Soru Sor

YASAK MEYVE…

Tanrı, Adem ile Havva’yı yaratır ve cennetine alır. Cennetin bahçelerinde gezmelerine ve istedikleri meyveleri yemelerine izin verir ama sadece bir ağacın meyvesini yemelerini yasaklar. Yasağın gizemine ve çekiciliğine karşı koyamayan Adem ile Havva yasak meyveyi yerler. Tanrı onları cezalandırır ve cennetinden dünyaya gönderir. Yasak meyve, kutsal kitaplarda ve mitolojide iyi-kötü, doğru-yanlış, doğum-ölüm, irade, sabır, merak, cinsellik gibi pek çok kavramı simgeler. Bu kavramlardan biri de aldatmadır… Sembolik olarak yasak meyveyi yiyeninsanoğlu ilk önce Tanrı’yı aldattığını sanır, kendine aldanır. Yasak meyve cennetten bile cazip gelmiştir, çünkü gizemlidir…

YASAĞIN CAZİBESİ…

Yasak, istek doğurur, tutku ve heyecan yaratır. Yasak olan her zaman cezp edicidir… Aldatma cennetten bile çekicidir… Cenneti insana unutturmuş, insanı cennetten  etmiştir... Bu nedenle ulaşılmazlık ve engellenme, bilinmezlik ve gizem, günah ve yasak kavramları, aldatmaya zorlayan şehvetin ana unsurlarıdır. Oysa evlilik; sevgi ve ulaşılabilirlik, bilinirlik ve öngörülebilirlik, meşruiyet ve onaylanmışlık üzerine kurulur. Düşünün; elinize bir zarf verilse ve “Bunu sakın açma!” dense, o andan itibaren tek düşüneceğiniz, o zarfın içinde ne olduğu, niye size verildiği, neden açmamanız gerektiği, açarsanız ne olacağı, olmaz mı? Aldatma da böyle değil midir? Diğer kadınlar ya da erkekler yasaktır. Bu yasak da bilinçdışında bir yerlerde merak ve heyecan uyandırır ve ilk fırsatta bu yasağı delme isteği yaratır. Hatta bir eş varken diğerinin yasak olması bile aldatmayı tetikleyebilir. Söz konusu olan insanı ve davranışlarını anlatmak olunca standartlardan ve kurallardan söz etmek zordur. Aldatma da bir kalıba sığmaz. Şu durumda, şu nedenle aldatılır diyemeyiz… Her aldatma kendine özgü koşullar içerir… Ancak kesin olan şudur ki; hiçbir aldatma durup dururken olmaz, bir istek, bir ihtiyaç yöneltir insanı aldatmaya… Biri durup dururken aldattığını söylese bile çıkış noktası bir merak, bir istek ya da bir seçimdir. Ayrıca her aldatmanın "yanlış" bir nedeni ve "keşfedilmeyi bekleyen" bir anlamı vardır.

ALDATIYOR, ALDATILIYORUZ…

Belki de dünya tarihi aldatmanın en çok olduğu zamanı yaşıyor. Modern dünya aldatmayı daha kolay, daha normal hale getiriyor. Toplumsal normlar değişiyor, örf ve adetler unutuluyor. Alışverişler, başvurular, görüşmeler, sohbetler, tanışmalar, eğlenceler, cinsellik gibi en azından bir kişiyle yüz yüze iletişimi gerektiren daha pek şeyin sanal ortama taşındığı çağımız insanı her geçen gün daha çok yalnızlaştırıyor. Başkalarıyla birlikte yaşamayı, paylaşmayı, bağ kurmayı giderek unutuyoruz. İlişkilerimizi kolayca başlatıyor, kolayca bitiriyoruz. Zorlandığımız ilk anda çareyi kolay yollarda arıyoruz. İlişkimizde sorun varsa ilişkiyi bitiriyoruz, sorunu çözmekle uğraşmıyoruz. Hayatı acısıyla tatlısıyla ömür boyu birlikte yaşayacağımız eşler değil, beklentilerimize cevap verecek, tutku ve heyecanı en uzun süre koruyacak partnerler seçiyoruz. Emek vermiyor, değer vermiyor, biri gider biri gelir diye düşünüyoruz. Bencilleşiyoruz, sürekli bir arayış halindeyiz, ihtiyaçlarımız, isteklerimiz karşılanmazsa hemen bunları karşılayacak kişilere yöneliyoruz. Aldatıyor, aldatılıyoruz… İşte tüm bunlar, aldatmanın ortadan kalkmayacağını gösteriyor. Ancak nedeni ve gerekçesi ne olursa olsun aldatmanın karşısında insanın iradesi ve vicdanı vardır. Evet, belki aldatma sıfırlanamaz ama insanın iradesi ve vicdanı devreye girdiğinde en aza indirilebilir ve yarattığı olumsuz etkiler onarılabilir.


Etiketler


Yorumlar