Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

İlişki Kurma Sanatı

İlişki Kurma Sanatı


İnsan sosyal bir varlıktır, çevresiyle sürekli etkileşim içindedir. Bu etkileşim sırasında, birbirinden farklı karakter özelliklerine ve geçmişe sahip olan, değer yargıları, duyguları, temel gereksinimleri ve inançları farklı olan kadın ve erkek, duygusal, sosyal ve profesyonel ilişkiler kurar. Ancak bu ilişkiler çoğu zaman sağlıklı kurulamadığı için işler yolunda gitmez ve ilişkiler yürümez. Uzun ömürlü ve sağlıklı ilişki kurmak bir sanattır ve ancak kişinin kendini ve diğerlerini anlayabilmesiyle, kendini, hayatı ve partnerini koşulsuzca sevip kabullenebilmesiyle mümkündür. Peki bunu nasıl yapacağız?

Cem KEÇE'ye Soru Sor

KÖTÜ İLİŞKİLERİN SEYRİ...

İlişkiler “tanışma” aşamasıyla başlar. Tanışma, genellikle çiftin pembe gözlük takarak birbirlerini oldukları gibi değil de olmasını istedikleri gibi gördükleri, maskelerin ardında yaşanan bir süreçtir. Tanışmanın ardından “hoş görme” aşamasına geçilir. Bu aşamada çift birbirlerinin ufak tefek sorunlarını görmezden gelmeye başlar ve yakınlaşma artar. Ancak bundan sonraki aşamada “ego savaşları” ortaya çıkar ve kusurlar göze batmaya başlar. Ego savaşlarının çıkış noktası, kişilerin kendinin daha üstün olduğunu göstermeye çalışma çabasıdır. Ego savaşları bir kez başlayınca hiç bitmez. Savaşı kazanan taraf sürekli değişir. Çoğunlukla da bir taraf savaşı daha çok kazanmaya başlar. Bunun sonucunda “ilişkinin yıpranması” aşamasına geçilir. Çift artık savaşmaktan yorulmuştur, ilişki çok yara almıştır. Sonuç; çiftin birbirinden soğuması ve uzaklaşması olur. Bunun ardından da kaçınılmaz sona, yani “bitirme” aşamasına geçilir. İlişki ya bir tarafın terk etmesiyle ya da karşılıklı anlaşma ile biter.

OLGUN İLİŞKİ SORUMLULUK VE SABIR GEREKTİRİR...

Kadın ve erkeğin olgun ve mutlu bir ilişki yaşaması için olumlu ve yapıcı davranış modelini benimsemesi gerekir. Bunun için ilk yapılması gereken (1) “koşulsuz sevgi ve kabul”dür. Kadın için erkeğin onu koşulsuzca kabul edip etmediği ve varlığından mutluluk duyup duymadığını görmek çok önemlidir. Kadın bunu erkeğin sözlerinde, davranışlarında, gözlerinde, gülümsemesinde, yüzünde ve beden dilinde görmek ve derinden hissetmek ister. Erkek tarafından kabul edildiğinde kendini rahatlamış ve gevşemiş hisseder, sevgi dolu olur. Erkeğin, kadını kabullendiğini göstermek için yapması gereken ilk şey, “Seni olduğun gibi ve koşulsuzca kabul ediyorum” anlamına gelen içten bir gülümsemedir. Böylece kadının kendisini değerli, önemli ve anlamlı hissetmesini sağlamış olur. Yapıcı davranış modelinde ikinci yapılması gereken (2)“samimi, net ve anlaşması kolay bir insan olmak”tır. Kolayca ve serbestçe tartışabilmek, kolay anlaşmak, birlikte gülebilmek, eğlenebilmek, aynı fikirde olabilmek ve zıt fikirleri anlayışla karşılayabilmek ilişkinin olgunlaşmasını sağlar. Çünkü bir ilişkide erkeğin anlaşması kolay bir tavır içinde olması, kadının ona verdiği değeri yükseltir. Ancak aksi durumda, yani anlaşmazlık olduğunda kadının erkeğe verdiği değer azalır. Erkek açısından bakıldığında da hatalı olmak, erkeğe kişiliğinin bir şekilde hatalı olduğunu hissettirir ve bundan dolayı kendine verdiği değer azalır, kendini başarısız, yetersiz ve değersiz hisseder. Yapıcı davranış modelinde üçüncü yapılması gereken(3) “memnuniyeti ifade etmek, hayranlığı içtenlikle dile getirmek ve övmek”tir. “Harikasın, yaptıkların için sana çok teşekkür ederim, iyi ki varsın” gibi sözlerle ifade edilen takdir ve onaylamalar, yapılan güzel davranışların fark edilmesi ve söze dökülmesi, içtenlikle övülmek insanın doğasının en temel gereksinimlerindendir.“Övülmek” erkeğin kendini başarılı ve mutlu hissetmesini sağlayan en etkili ve hızlı yöntemlerden biridir. Kadında ise bu yöntem “iltifat edilmesi”dir. Övmek ve iltifat etmek bir sanattır. Bu sanatın icrasında; övgüyü ve iltifatı sıcağı sıcağına yapmak, yani demiri tavında dövmek, belirgin bir davranış veya farklı olan bir davranış karşısında övgü ve iltifatta bulunmak ve mümkün olduğunca bunu üçüncü şahısların yanında yapmak çok önemlidir. Ayrıca “hayranlık”, insan ilişkilerinde yakınlaştırıcı olan en güçlü araçlardan biridir. Yapıcı davranış modelinde dördüncü yapılması gereken (4) “dinlemek ve anlamak”tır. Erkeğin kadını özel bir dikkatle “göz teması, gönül teması ve ten teması kurarak dinlemesi”, kadın için erkeğin düşüncelerini, duygularını ve hayatını ona odakladığı anlamına gelir. Bu yaklaşım kadın açısından“dünyadaki en iyi ‘Seni seviyorum’ cümlesi”dir. Çünkü erkek, en çok değer verdiği insanlara en fazla dikkati gösterir. Bu nedenle “aktif ve empatik dinleme” yakın ilişkilerde güven ortamı yaratır. Kişinin kendisine verdiği değeri yükseltir ve içsel bir disiplin oluşturur. Aktif dinleme, dikkat ve ilgiyle dinlemek, konuşmayı kesmemek, yanıt vermeden önce düşünmek ve gerektiğinde netleştirmek için soru sormaktır. Empatik dinleme ise, erkeğin kadının sorunlarına çözüm önerileri sunmak yerine, samimi bir şekilde ilgi göstererek, konuştuklarına ekran olması, onun sözcüklerini ona değişik bir şekilde yeniden söylemesidir. Diğer bir ifadeyle onun ayakkabısıyla onun yolundan yürümesi ve onun gözlerinden onun hayatını görebilmesidir.

DOĞRU ANLAMAK...

Francis Bacon şöyle der: “Bilginin kendisi güçtür, bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir, bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir, bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir. Bu nedenle bilginin kendisinde büyük bir kudret vardır.” Bilgilenmek güç ve sorumluluk sahibi olmaktır. Kadın ve erkek birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını bilirlerse, daha kabullenici, daha anlayışlı, daha saygılı ve daha takdir edici olma gücünü elde ederler. Bu nedenle ilişkilerin yürümesini sağlayan yalnızca doğru ve sağlıklı iletişim değildir; “doğru anlamak ve farklılıkları kabullenmek”tir. Çünkü çoğu zaman kadın ve erkek, birinin kendisini adam etmeye veya düzeltmeye çabalayacağından ya da hakkında kötü, yanlış veya yetersiz olduğu yargısına varacağından çok korkar. Bu korkunun en iyi ilacı, olumsuz yargılardan vazgeçerek, tıpkı mıknatıs gibi insanların farklı yönlerinin birbirini çektiği gerçeğini kabul etmek ve farklılıkları takdir etmek, olup bitenler hakkında eşit ölçüde sorumluluk almak ve bağışlamayı öğrenmektir. Ancak bu sayede kadın ve erkek birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını derinlemesine anlayabilir ve kimi zaman farkına bile varmadan birbirlerini nasıl üzüp sinirlendirdiklerini keşfedebilirler. Her dert dermanıyla birlikte gelir ve derdin iyi analiz edilmesi dermanı bulmanın ilk şartıdır. Ne var ki, kırgınlık ve öfke gibi duyguları baskı altında tutmak sorumluluk almanın önündeki en büyük engeldir. Çünkü kadın kırgınlıklarından kurtulmadıkça sevgi dolu ve anlayışlı olamaz. Gizlenmiş öfke ve kırgınlıklar erkeği tahrik eder ve kadının bunun farkında olması istediklerini elde etmesini ve daha bağışlayıcı olmasını sağlar. Hatta onu erkeği değiştirme zorlantısından kurtarır, erkeğe değer ve destek vermesini kolaylaştırır.


Etiketler


Yorumlar