“Tedavi olmak istiyoruz” çığlıklarına ses verilmesi gerekiyor

“Tedavi olmak istiyoruz” çığlıklarına ses verilmesi gerekiyor
“Tedavi olmak istiyoruz” çığlıklarına ses verilmelidir. Herkes eşcinselliğe odaklanıyor, asıl mesele eşcinseller, kimse onların dertlerini ve acılarını paylaşıp, yüreklerine dokunmuyor, “tedavi olmak istiyoruz” çığlıklarına ses vermiyor, yaralarına merhem olmuyor. Çünkü, ruh sağlığı profesyonelleri eşcinsellik konusunda ikiye bölünmüş durumdadır. Ne yazık ki eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik olarak tanımlanan alt tiplere giren eşcinsellerin, eşcinsel yönelimlerini değiştirmeye yönelik herhangi bir tedavi girişimini etik bulmayan ve başarılı olma şansı olmadığını iddia eden bazı cinsel terapist veya hekim arkadaşlarımız; eşcinselliği çok normal ve doğuştan gelen bir durum olarak lanse etmekte, istemeyerek veya bilmeyerek eşcinselliğin yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadırlar. Bir cinsel terapist eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik olarak tanımlanan alt tiplere giren eşcinsellerin yürekten değişim isteğine kayıtsız kalmamalıdır ve “yeter ki inan ve iste, başarabilirsin” diyerek elinden geldiğince ona yardımcı olmalıdır. Bu süreçte ilk tedavi edilen kişinin varoluş acısıdır. Çünkü değişim isteyen eşcinseller çok acı çekmektedir, cinsel terapistler bu acının giderilmesi için yardımcı olmalıdır, acı çeken bir insana yardım eli uzatılmalıdır.
“Tedavi olma hakkı” evrensel bir insan hakları meselesidir
Eşcinsel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan kişiler dünyada hızla yayılan eşcinsel hakları hareketleri tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki tedavi olmak isteyen eşcinseller, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar. Hatta bazı hekimler ve cinsel terapistler, yaşadıklarından rahatsızlık duyan ve tedavi arayışına giren eşcinsel hastaları “bu sizin cinsel tercihiniz, değiştiremeyiz veya eşcinselliğin tedavisi yok” diyerek geri çevirmektedir. Ayrıca en temel insan hakları meselelerinden biri olan sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakkı da çiğnenmektedir. Çok yanlış bir şekilde eşcinselliği tek bir yapı olarak ele alan bu kişiler; eşcinsel lobinin baskısıyla ABD ve Avrupa Birliği buyurduğu için; tıp adına, bilim adına, etik değerler adına, binlerce genci ziyan etmişlerdir, onları içinden çıkılmaz çelişkilere ve acılara yönlendirmişlerdir. Normal bir hayat yaşayabilecek gençleri, yanlış bilgilendirmeler ve yönlendirmelerle sıkıntılarla dolu bir sürecin içine sürüklemişlerdir. Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen bu tavır, Türk aile yapısına yapılan ciddi bir saldırıdır. Ancak bunlara rağmen, eşcinsel eğilim, dürtü, duygu ve davranışlarından acı çeken, bunaltı duyan ve tedavi olmak isteyen kişilerin, her geçen gün daha fazla artan bir oranla, tedavi olma arayışına girdiğini görüyoruz. Ruhen ve bedenen sağlıklı olmak doğal bir insan hakkıdır. Ancak herkes bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bazı davranışlar da dâhil birçok etken yüzünden ruh sağlığını ve sağlıklılık halini yitirebilir, hastalanabilir ve tedavi olmak isteyebilir. “Tedavi olma hakkı” evrensel bir insan hakları meselesidir. Bu aşamada eşcinsel dernekler ve organizasyonların, tedavi arayışındaki ve tedavi sürecindeki kişileri dışlamaması ve “hain evlat ökkeş” olarak deşifre etmemesi; eşcinsel hakları mücadelesini meşrulaştırmak ve toplumsal destek bulabilmeleri için yapacakları önemli bir katkıdır.
Kimse tedaviye zorlanamaz
Eşcinselliğin bazı tiplerinin tedavi edilebilir olduğu hakkındaki görüşümüz bir çok kişi tarafından insan haklarına uygun bulunmamaktadır. Asıl insan haklarına aykırı olan ‘’ben böyle mutlu değilim, yaşamak istemiyorum, eğer bu duygu ve düşüncelerim devam ederse intihar edeceğim’’ diyen kişilere ‘’sen böylesin ve böyle kalmalısın, başka seçeneğin yok’’ demektir. Kimse istemediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz, kimse tedaviye de zorlanamaz. Ancak kişiler değişmeyi istiyorlarsa onlara bu hak verilmelidir.
Kendini kabullenmiş birey zaten tedaviye başvurmaz
Tüm eşcinseller tedavi olmalıdır” mantığı yanlıştır ve sadece bu durum yüzünden acı çeken kişilere destek verilmelidir. Terapi süreci kişinin kendini adamasını gerektiren ve uzun soluklu bir süreçtir. Tedavi 6 aydan başlayıp 6 yıla kadar devam eden uzun bir süreçtir. Bunu istemeyen bir birey zaten tedaviye başvurmaz veya terapiye devam etmez. Bu nedenle eşcinselleri tedaviye zorlamak mümkün değildir, çünkü önce değişmeyi kişinin kendisinin istemesi gereklidir. Biz eşcinselliğin altında yatan nedenin ne olduğunu kişinin eşcinsel yönelim terapisi ile keşfetmesini sağlamaya çalışıyoruz.
Eşcinselleri tedaviye razı etmek zor bir iştir
Yalancı, geçici ya da eyleme vurmayan eşcinseller tedavi için başvurduklarında genellikle dibe vurmuşlardır yani sağlık, aile, meslek ve sosyal yaşamlarından büyük kayıplar vermiş ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden önce eşcinseller, bu zevki terk etmeye pek yanaşmazlar ya da buna karar verseler de kolayca vazgeçerler. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısır döngüyü durdurmaktır. Bu nedenle kişinin eşcinsel olduğu yani gizemli hemcinsleri karşısında zayıf, hatta eşcinsel isteğinin esiri olduğunu fark edip kabullenmesi düzelmenin başlangıç noktasını oluşturur.