Uluslararası tanı sistemlerine göre eşcinsellik

Uluslararası tanı sistemlerine göre eşcinsellik

Eşcinsellik birçok klinisyen tarafından farklı olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde klinisyenler arasında hastalık olmadığı, üçüncü bir cins olduğu ve tedavi gerektiren bir durum olmadığı düşüncesinin yanında; tamamen bir hastalık olduğu ve neredeyse zorunlu bir şekilde tedavi edilmesi gerektiği düşünceleri, konu ile ilgili kutuplaşmayı ve beraberinde de kaçınılmaz bir şekilde tartışmayı getirmektedir. Aslında konu bu alanda çalışanlarca bu şekilde birbirine zıt iki kutuplu bir yaklaşım olarak algılanmamaktadır. Algılansa dahi bu konudaki tartışmaları üslubu ve adabı ile yapmak bize ve kamuoyuna yol gösterici olabilir.

DSM-IV-TR ve ICD-10 gibi uluslararası hastalık tanı sitemlerinde eşcinselliğin ele alınışı yukarıda konu edindiğimiz kutuplaşmayı göstermesi açısından önemlidir. Eşcinsellik DSM-IV tanı sistemine göre, 1970’li yıllara kadar bir bozukluk olarak değerlendirildi. Bu hastalık kavramı insanoğlunun var olmasıyla 1970’li yıllara kadar eşcinsel insanlara istekleri dışında tedavi adı altında medikal, psikolojik ya da tamamen insanlık dışı uygulamaların yapılmasına bir gerekçe oldu. DSM-IV tanı sisteminde hastalık olmadığı kabul edilince eşcinsel insanlar ya da eşcinsel lobi büyük bir huzura kavuşmuş oldu. Sorun bu şekilde tamamen çözülmedi. Hâlbuki “eşcinsel olma veya olmama”, “eşcinselim ya da değilim” deme sorunu; hem toplum bazında hem de eşcinsellerin azımsanmayacak bir kısmı için halen devam etmektedir. ICD-10’nun eşcinsellikle ilgili yaklaşımı kanımızca daha doğrudur, terapistlere ve bu sorunu yaşayan insanlara daha yol göstericidir. ICD-10’nda eşcinsellik; F66 kodu ile cinsel gelişme ve yönelimle ilgili ruhsal ve davranışsal bozukluklar adı altında ele alınmıştır ve burada “sadece cinsel yönelim bir bozukluk olarak kabul edilmemelidir” ibaresi vardır. Homoseksüalite, heteroseksüalite ya da biseksüalite cinsel gelişme ve yönelimdeki kişi için sorunlu olabilecek farklılıkları belirtmek için kullanılmıştır. Ancak cinsel olgunlaşma bozukluğu, benliğe yabancı cinsel yönelim ve cinsel ilişki bozukluğu gibi durumların eşcinselliğe eşlik etmesi için, kişinin eşcinselliği ya da eşcinsel ilişkiyi yaşamayı bir sorun haline getirmesi gerekmektedir. Yani ICD-10’nun bu yorumuna bakıldığında eşcinselliğin bazı türlerinin ruhsal bir sorun olarak kabul edildiği görülecektir. Uluslararası tanı sistemlerini bir tarafa bırakalım, bir klinisyen olarak bu durumdan rahatsızlık duyan bazı insanların şayet kendileri istiyorsa tedavi edilmesi gerektiği ya da onların onarım tedavilerinin yapılandırılması gerektiğine inanıyorum.