“Vajinismusa sebep olan nedir?”sorusunun yanıtının kafada tam olarak oturması ve vajinismusun felsefesini anlamak tedaviye giden yolda atılacak en önemli adımlardan biridir.Vajinadaki istem dışı kasılmalar, çoğu kadın için büyük ve kötü bir sürpriz olur. Bu kaslar kişinin bilinçli kontrolünden bağımsız olarak kasılmaktadır. Vajinismus yaşayan kadınlar aslında cinsel olarak tepkisel ve cinsel birleşme konusunda isteklidirler. Onlar için böyle bir birleşme yaşayamıyor olmak üzüntü verici bir durumdur. “Neden bazı kadınların bedenleri bu şekilde bir tepki vermektedir?” “Bu duruma ne neden olmaktadır?” İşte bu soruların yanıtı; cinselliğe ilişkin bedenden ve zihinden gelen birçok sağlıksız mesajın pubik kas grubu tarafından alınıp refleks kasılmalarla sonuçlanmasında gizlidir. Bu mesajlar kadından kadına değişiklik gösterdiğinden dolayı tedavi sürecinde dikkate alınmalıdır.
Bir kadının yaşamındaki en problemli durumlardan biri olan vajinismus, erkekteki sertleşme sorunları ile kıyaslanabilir. Vajinismus klinik olarak, cinsel ilişki teşebbüsüne bir reaksiyon olarak vajinal kasları da içine alan aşk kaslarının kasılması ve kalçaların buna eşlik etmesiyle karakterize edilir. Sonuç olarak penisin vajinaya girmesi eşi itme, bacakları kapatma, kaçınma ve erteleme davranışlarıyla imkânsız hale gelir. Birçok çift, uygun tedaviyle önlenebilecek bu başarısızlığını kabul etmeye utanır, birbirini suçlar ve böylece evliliklerini boşanmayla sonlandırır.
Vajinismusun nedenlerine yönelik birçok teorik açıklama mevcuttur. Malleson (1942), vajinismustaki vajinal kasılmaları, göze dokunmadan önceki kırpıştırmaya benzetir. Bir savunma mekanizması olarak ya da çocukluk dönemindeki rektal fitil ya da enjektör kullanımının bir sonucu olarak görür. Frank (1948) kasılmalara, kadınlığın inkârı olarak değerlendirdiği, hamileliğe karşı bir savunma mekanizması ya da babayı sembolize eden kocayla ensest ilişkiye karşı bir savunma mekanizması olarak bakmıştır. Bazı cinsel terapistler ise vajinismusun bir fobi sürecini doğuran, hatalı psikoseksüel gelişimin bir belirtisi olduğuna inanır yani yabancı bir bedene ait penisin vajinaya girmesi fobisi gibi. Masters ve Johnson’ın, vajinismusun, kadın partnerin olası homoseksüel yönelimi kadar, katı dini inanıştaki kadınların doğuştan gelen sosyal davranışın aşırı derecede kontrolünün psikoseksüel olarak yasaklayıcı etkisiyle ilişkili olduğuna dair görüşü bazı vakaları açıklayabilir. Onlara göre, fiziksel saldırı, organik disparoni (ağrılı cinsel ilişki) ya da kocanın sertleşme sorunları vajinismusu ortaya çıkarabilir. Dawkins ve Taylor (1961) vajinismusu, sıklıkla erken boşalma ya da sertleşme sorunlarından muzdarip zayıf ve aşırı düşünceli kocayla ilişkilendirmiştir yani kadın kocasının kendisini iyi hissetmesi ve sertleşme sorunuyla yüzleşip kendini aşağılamaması için kendini vajinismus hastası yapabilir.
Vajinismusa yol açan nedenleri 2 ana başlık altında toplayabiliriz.
1-BİYOLOJİK ETMENLER
Birtakım biyolojik nedenler ve süreçler, vajinismusla ilişkilendirilmiştir ve bunların her vakada dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Cinsel Sağlık Enstitüsü (CİSED); vajinismusu bulunan 100 hastayla yaptığı bir araştırmada 10 hastada fiziksel etmenleri destekleyen örnekler bulmuştur. Bu etmenler, eski ameliyatları (örn. vajinal histerektomiler), epizyotomiyi, atrofik vajenitleri, Monilia vajenitleri, Trichomonas vajenitleri, kabızlığı, retroversiyonu ve pelvik kan toplanmasını içermektedir. CİSED, aşağıdaki fiziksel etmenlerin harici tutulması gerektiğini de öne sürmektedir: Endometriyozis, Vulvar Vestibulitis Sendromu (VVS), rahme ait destekleyici bağların gevşemesi, sert kızlık zarı, hemoroidler, acı verici kızlık zarı parçaları, vajinanın kanal ağzının daralması, pelvik tömörler, pelvik inflamatuar hastalık (PİD), vajinanın yaşlanmaya bağlı atrofisi, doğum patolojileri ve üretral karunkül. Ancak bu durumların çoğu vajinismustan doğrudan sorumlu olmasa da bir klasik koşullanma süreci doğrultusunda vajinismusla dolaylı olarak ilişkili olabilirler.
2-PSİKOSOSYAL ETMENLER
CİSED vajinismusun kültür temelli bir hastalık olarak düşünülmesi ve şikâyet olarak ağrı ya da üzüntü yerine vajinaya bir şey girmesine karşı oluşan korku ya da üzüntüye odaklanılması gerektiğini öne sürmüştür. Vajinismus için mevcut bilgi birikimi bulunduğu göz önüne alındığında aşağıda cinselliğe ilişkin sağlıksız mesajların veya duyguların oluşturulabileceği bazı faktörler sıralanmıştır:
-Geçmişteki cinsel taciz yaşantısı,
-Hamilelik korkusu,
-Acı korkusu,
-Medikal/fiziksel durumdan kaynaklanan acılı birleşme,
-Yüksek kaygı,
-Yetersiz cinsel eğitim,
-Ev yaşantısında katı ve dengesiz dini öğretilerin olması,
-Çocuklukta şok edici cinsel görüntüye maruz kalmak,
-Evde şiddet yaşantısı,
-Aileye ilişkin korkular,
-Bağlanma korkusu,
-Kalıplaşmış olumsuz yargılar,
-Taciz eden bir partnerin olması,
-Güven eksikliği vb.
19 vajinismus vakasından edindikleri deneyim temelinde Masters ve Johnson (1970), aşağıdaki psikososyal etmenlerin vajinismusta geçerli olabildiğini bildirmişlerdir. Bunlar;
–dinsel tutuculuğun ketleyici etkisi,
-bir partnerin cinsel işlev bozukluğuna tepki,
-cinsel travma ve
-bir cinsel yönelim kaygısına tepki.
Poinsard (1968), ise; yetişkin rollerini kabul etmeye isteksizlik olabileceği gibi hamilelik, cinsellikle bağlantılı hastalık ya da yaralanma korkusu gibi diğer etmenlerin de işler olabildiğini öne sürmektedir; ancak bu hipotezi destekleyen oldukça az deneysel çalışma bulunmaktadır.
O’Sullivan, 1979’da vajinismusu bulunan 23 kadının %70’inin, babalarını tehdit edici, korku verici ve şiddet figürleri olarak hatırladıklarını bildirmiştir.
Vajinismusun klasik koşullanma modeli aşağıdaki gibidir:
-İlişki meydana gelmeden önce
-Koşullu uyarıcı –Tepki yok ya da ilgisiz tepki
(Cinsel birleşme düşüncesi)
-Koşulsuz uyarıcı -Koşulsuz tepki
(Ağrı) (Kas spazmı)
-İlişki meydana geldikten sonra
-Koşullu uyarıcı –Koşullu tepki
(Cinsel birleşme düşüncesi) (Kas spazmı)
Vajinismuslu kadınlarda korku fenomeni üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.Çoğunlukla derinlerde, bilinçdışı, kaygı ve korku gibi olumsuz duygular vajinal birleşme ile ilişkilendirilir. Vajinal pubik kaslar birleşmeye karşı koruyucu bir mekanizma görevi görürler. Tipik olarak, vajinismusa neden olan olumsuz düşünceler açık bir şekilde belirgin olmamakla birlikte bazı incelemeler gerektirmektedir. Genellikle bu durum sadece bir nedenden kaynaklanmamakta, birçok deneyim ve duygunun bir sonucu olmaktadır. Bazı kadınlar için ise gerçek neden hiçbir zaman anlaşılamamaktadır. Neyse ki, vajinismusun üstesinden gelmek için nedenini her zaman bilmek gerekmemektedir. Çünkü bakış açıları ve kişilikler gibi, hayat deneyimleri ve bu deneyimlere verilen tepkiler kişiden kişiye değişmektedir. Şimdi korku fenomenini daha iyi anlayabilmek için vajinismusun nedenlerini daha ayrıntılı olarak inceleyelim: Vajinismusun nedeni halen ilgi çekici bir soru olmayı sürdürmektedir. Literatür; partnerin erken boşalma, ereksiyon bozukluğu gibi cinsel sorunları, kadının eşine olan güvensizliği gibi doğrudan katkı sağlayan faktörler kadar, geçmişte yaşanan cinsel travma veya cinsel istismar, ailenin kökenine ilişkin psikolojik ve sosyal faktörler, enfeksiyonlarla ilgili fiziksel ağrılar ya da geçmişte yaşanan jinekolojik travmayı kapsayan çeşitli katkı faktörlerini rapor etmektedir. Kadınların evlilikten önce cinsel ilişkinin yasaklandığı evlerde büyümüş olmalarına rağmen, katı dini inanç sürekli bulunan bir tema değildir. Vajinismuslu kadınların anneleri genellikle cinsel ilişkiyle çatışma içindedir ve erkekler ile cinsel zevk hakkında olumsuz mesajlar verirler. Bu mesajlar genellikle hastalar tarafından beğeni kazanır ve penis girişi düşüncesi olumsuz bir durum halini alır. Cinsel ilişkinin ağrılı olmasa bile hayal kırıklığı yaratan bir unsur olması beklenir. Kadınların geçmişleri detaylı bir şekilde keşfedildiğinde, olumsuz hatıralarla bağlantısı olan belirli cinsel ya da jinekolojik deneyimlerin saptanması olasıdır. Fiziksel faktörler, her zaman olduğu gibi, rahatsızlık ve ağrının birleşmesiyle tekrarlanan üriner ve vajina enfeksiyonları yüzünden, probleme katkıda bulunduklarında vajinismusun gelişmesi şaşırtıcı değildir. Ama doğrudan fiziksel ve tıbbi problemler tatmin edici bir şekilde çözülse bile vajinal girişle ilgili beklenen kaygı genelde aynı kalır ve çaba gerektirir.
Özetlemek gerekirse, vajinismus gelişimine ilişkin birden çok yol bulunduğu ve tek bir nedenin belirgin olmadığı aşikârdır. Her vakada geçerli olan neden farklı olmasına rağmen, vajinismus hastalarının büyük bölümünde onlara yardımcı olabilmek için bozukluğa ilişkin gerçek nedeni belirlemek tedavinin süresi açısından oldukça gereklidir. Özetlemek gerekirse; vajinismusun en sık görülen nedenleri arasında psikolojik kaygılar ağırlık kazanır. Kız çocuklarına öğretilen veya irademizin bilinçdışımıza kodladığı “cinsellik kötüdür”, “kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken bir şeydir” düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli bir yer tutar. Bazen neden cinsel bilgi eksikliği, basit bir utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma olabilir. Bazen de altta yatan neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik bir yaşantıdır. Bu durumda geçmişte yaşanmış taciz gibi travmatik olayların bilinçdışına itilen bugünkü izdüşümleri ve etkileri gibi daha karmaşık içsel çatışmalar, yanlış kalıplar ya da zorlamalar beden-zihin bütünlüğünü bozup vajinismusa neden olabilir. M. Erickson’un dediği gibi “defolu bir öğrenme ve kabullenme” vardır.
Nedenleri davranışsal, bilişsel, dinamik ve varoluşsal modellere göre de ele alabiliriz. Yani geçmişte yaşanmış bir taciz, ensest ilişki ya da kötü bir cinsel deneyimin ağrı ve acı verici olarak değerlendirildiği davranışsal model, yine geçmişte maruz kalınan cinsel yasaklar ve abartılı ilk gece hikâyelerin bilinçdışında oluşturduğu cinsellikle ilgili negatif şemaları içeren bilişsel model, Freud’un ruhsal gelişim evrelerindeki sorunlardan kaynaklanan dinamik model ve erkek egemen topluma bir baş kaldırı metodu, kadının kendini eşine ifade etmesi, farkında olmadan kendi varlığını eşine hissettirmesi ve istediği ilgiyi görmesi için başlattığı bilinçdışı otomatik hareketleri içeren varoluşsal model şeklinde nedenler ele alınabilir.
Model veya modellerin çabuk tespiti vajinismus tedavisine yön verir. Örnek olarak; davranışçı ve bilişsel yöntemle başarıya ulaşan bir tedavi sonunda cinsel ilişki yaşanmış ve sorun çözülmüş gibi görünüyor olabilir. Fakat vajinismusun bir nedeni de, eşe ve yaşama karşı kendini var etme çabası gibi varoluşsal bir yapı ise, zamanla yaşanılan cinsel ilişkiye karşı bunaltı ve kaygı duyulmaya başlanır ya da yaşanılan ilişkiden yeteri kadar cinsel haz alınmaz olur. Nedeni bilenemez. Her şey yolundadır, yıllardır çekilen sorun çözülmüştür ama bir anda anlamsız bir boşluğa düşülür. İşte varoluşsal model bu sorunun çözümüne ışık tutabilir. Bu nedenle her vakaya davranışsal, bilişsel, dinamik ve varoluşçu yaklaşımları içeren bütüncül cinsel terapi çerçevesinden bakmak ve uygulamak doğru bir yaklaşım olacaktır.
Birçok ünlü cinsel terapist; ruhsal gelişim evrelerinde takılmayı, çocukluktaki kötü koşullar ve çevresel faktörleri vajinismusun nedenleri konusunda sorumlu tutmuştur. Masters ve Johnson; eşte cinsel işlev bozukluğu, dinsel tutuculuk, cinsel taciz ve şiddete maruz kalmak, öncelikli eşcinsel özdeşleşme ve ağrılı cinsel ilişkiye ikincil gelişen olmak üzere beş özgün etken tanımlamışlardır. Vajinismusa neden olan faktörleri ve psikolojik etkenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz:
-İlk denemelerde acı duyma: Daha önce yaşanan cinsel tecrübelerde erkeğin hoyrat ve aceleci tutumlarından dolayı kadının fiziksel bir acı duygusuna kapılması ve eşiyle ilk denemesinde elinde olmadan bedensel bir tepki göstermesidir. Yani daha önceki cinsel deneyimlerde kadının canı yanmışsa veya bir zedelenme olmuşsa istem dışı bir korunma biçimi olarak vajinusmus ortaya çıkabilir. İlk cinsel deneyimlerde veya ilişkilerde erkeklerin kadınları duygusal olarak hazırlamadan, yeterli ön sevişme yapmadan, sert ve kaba davranarak cinsel birleşmeye zorlaması sırasında acı duygusu ortaya çıkabilir, bu normal bir durum değildir, yapılan yanlışların bir sonucudur.
-Cinselliği değersizleştiren ve aşağılayan bir aile: Cinsel Sağlık Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırmaya göre; vajinismusu olan kadınların ailelerinde cinselliğin çok fazla konuşulmadığı, cinsel çağrışımlarda bulunan sahnelerin televizyonda çıkması durumunda hemen kanalın değiştirildiği veya kapatıldığı, kendi cinsel yaşamları tatmin edici olmayan annenin ve babanın birbirlerine çocuklarının yanında dokunmaktan kaçındığı ve sevgilerini yeterince ifade etmedikleri, sıklıkla cinselliği değersizleştirdikleri ve aşağıladıkları gözlenmiştir. Ayrıca annelerinin kadın ve erkek rollerini kesin olarak ayırdığı, cinselliği sadece erkeklerin istediği ve hayvani bir şey olarak gördükleri, kızlarına da cinselliği ve cinsel organları kirli ve hayvansı şeyler olarak yansıttıkları tespit edilmiştir. Yani negatif cinsel şartlanma ülkemizde yaygın bir olgudur. Ayıp, yasak, günah kavramlarının yoğun olduğu ailelerde yetişmiş, cinsellikten uzak ve cinsellik karşıtı kimlikleri olan vajinismuslu kadınlar; evliliğin gerektirdiği yakınlığı göstermezler ve cinsel yaşamla yüz yüze geldiklerinde kriz yaşarlar.
-Zayıf, güçsüz anne: Şiddet uygulayan, anneyi cinsel bir obje olarak görüp sürekli cinsel ilişki için zorlayan babaları olan vajinismuslu kadınlarda, aynı zamanda cinsel kimlik karmaşası gözlenebilir. Çünkü kocasından dayak yiyen ya da kızını baba dayağından koruyamayan anne, zayıf bir kadın modeli oluşturur. Vajinismuslu kadınlarda bilinçdışı olarak baba yerine konulan kocanın şiddet uygulayan ve cinsel ilişkiye zorlayan bir kişi olarak algılanması, kendisini annenin yerine koyarak var olmak ve erkek egemen bir topluma başkaldırmak için cinsel ilişkiyi ret etmesi oldukça sık görülen bir durumdur.
-Baskıcı, otoriter baba: Cinsel Sağlık Enstitüsü; vajinismuslu kadınların genellikle antisosyal ve takıntılı zorlantılı kişilik yapısındaki baskıcı ve otoriter bir babaya sahip olduğunu, babanın otorite figürü olduğu bir evde büyüdüklerini ve sürekli fiziksel-sözel şiddet gördüklerini belirtmiştir. Ayrıca vajinismuslu kadınların çocukluk hatıralarında anneye sevgi göstermeyen, onu cinsel bir obje olarak görüp, sürekli cinsel ilişki için zorlayan, otorite saplantısı olan, baskın olmak için ceza uygulayan, alkolik, psikopat ve şiddet uygulayan bir baba tarif edildiğine de dikkat çekmiştir.
-Baba-kız ilişkisinde güçlükler: Vajinismuslu kadınların babalarıyla yakın olmadığı ve duygusal ilişki kurmada zorlandıkları sıkça görülmektedir. Bu nedenle kızıyla sorunlu ilişkisi olan baba vajinismusta önemli bir etmendir. Cinsel Sağlık Enstitüsü yaptığı bir çalışmada vajinismuslu kadınların babalarının %70’nin şiddet uygulayıcı, korkutucu ve tehditkâr olduğunu belirtmiş ve babaların da vajinismus nedenleri arasında önemli bir yeri olduğunu bildirilmiştir.
-Cinsel şiddet ve taciz: Vajinismuslu kadınlarda belli oranda cinsel şiddet, tecavüz, ensest deneyimi veya tacize maruz kalma öyküsü saptanmıştır. Ayrıca birçok kadın geçmişlerindeki cinsel şiddetin vajinismusa neden olduğunun da farkındadır.
-Cinsel organlardan iğrenme veya hoşlanmama: Vajinismuslu kadınlar genellikle kendi cinsel organlarına bakamazlar, dokunamazlar, utanç, iğrenme ve hoşlanmama duygularını taşırlar. Bu duyguları ve yanlış bilgileri de cinselliği kötü bir şey olarak algılayan annelerini modelleyerek öğrenmiş olabilirler.
-İstemeden zorla evlendirilme, eşini sevmeme, eşle uyumsuzluk ve iletişim sorunları. Bu durumda bilinç dışı olarak cinsel birleşmeden kaçınma davranışı ortaya çıkabilir. Eşler arasındaki güncel sorunlar anlaşmazlıklar, çatışmalar, uyuşmazlıklar başta vajinismus olmak üzere birçok cinsel sorunun ortaya çıkmasına neden olabilir.
-Olumsuz dinsel ve ahlaki şartlanma: Eşinin ve kızlarının cinsellikle ilgilenmemesini, konuşmamasını ve yüksek ahlaki bir düzey tutturmasını isteyen, cinsel ahlak saplantılı bir baba ve onun bu isteklerini tartışmasız yerine getirmek zorunda kalan ve kızlarını babanın isteklerine uymaya zorlayan bir anneye sahip olan vajinismuslu kadınlarda olumsuz dinsel ve ahlaki şartlanma sıkça görülür. Yani anne ve baba çocuklarının kaldıramayacağı düzeyde ve ağırlıkta dinsel bilgiler verdiklerinden, normalden daha yüksek dinsel uygulama beklerler. Bu da ileride cinsel ilişkilerinde sorumluluk alamayan, cinselliği bir sıkıntı kaynağı olarak gören ve cinsellikten uzaklığı saygınlık olarak algılayan, dinsel ve ahlaki değerler arasında gidip gelen, cinsel ilgi ve ilişkilerin hepsinden suçluluk ve utanç duyan bir kadın rolünün gelişmesine yol açabilir.
-Eşcinsel özdeşleşme: Masters ve Johnson vajinismuslu kadınların bir bölümünün eşcinsel özdeşim gösterdiklerini belirtmişlerdir. Yani heteroseksüel cinsel ilişki, bilinçdışı olarak cinsel kimliğin reddi anlamına gelebileceğinden olanaksızlaşır ve istenmeyen heteroseksüel cinsel ilişki böylelikle vajinismus bahanesiyle engellenmiş olur. Yani kadının kendi cinsi ile değil de karşı cinsle özdeşim kurup, karşı cinse karşı bir istek ve arzu duymayışı nedeniyle bilinç dışı cinsellikten kaçma nedeniyle vajinismus ortaya çıkabilir.
-Başarısızlık korkusu veya performans kaygısı. Kadının, cinsel ilişkide “başarısız olacağım”, “eşimi asla tatmin edemem”, “ben yetersizim ve güzel değilim” düşünceleri ile yaşadığı yoğun endişe, korku ve kaygı nedeniyle vajinismus ortaya çıkabilir.
-Kızlık zarını yitirme korkusu: Yurtdışında fazla rastlanmasa da geleneksel yapının halen korunduğu ve bekâretin önemli bulunduğu ülkemizde, kızlık zarının kutsallığı ve korunmasına önem verilmesi gibi kültürel faktörler vajinismus gelişiminde oldukça önemli bir nedendir. Çocukluğundan itibaren kızlık zarını özenle koruması öğretilmiş bir kadın, evlendiği zaman bile, bilinçdışı olarak, sahip olduğu bu değerli şeyi kaybetmek istemeyebilir. Çünkü kızlık zarının korunması fikrinin yaşattığı ve şartlandırdığı gerginlik içinde olan bu kadınlar için cinsel ilişki; saflığın, masumiyetin ve temizliğin kaybedilmesidir.
-Cinsel tabular, yanlış bilgiler ve inanışlar: Vajinismuslu kadınlarda penisin vajinaya giremeyecek kadar büyük olduğu inancı, cinsel birleşmenin çok zor olacağı, çok acı vereceği, büyük oranda kanamaya ve hatta ölüme yol açabileceği düşüncesi oldukça yaygındır. Hatta bir kısım hasta, sadece kendilerinin başka kadınlardan farklı olarak, küçük bir vajinaya sahip olduğuna inanır. Mastürbasyonu ve kadının kendi bedenini tanımasını engelleyen, cinsel duyguların ifadesini ayıp sayan, cinselliğin erkeğin istediği ve kadınların zorla katlanması gerektiğini telkin eden cinsel tabular ve hurafeler vajinismus gelişiminde önemli bir yer tutar.
-Pasif, bağımlı eş: Vajinismuslu kadınların eşlerinin, cinsel deneyimleri az veya evlilik öncesi başka kadınlarla cinsel deneyimi oldukça sınırlı, pasif, bağımlı,aşırı düşünceli, cinsel anlamda girişken olmayan, kolay vazgeçen ve eşleriyle bilinçdışı bir anlaşma içinde cinsel birleşmeden kaçınan kişiler olduğu Cinsel Sağlık Enstitüsü’nün yaptığı araştırmalarda belirtilmektedir. Çünkü vajinismuslu bir kadını seçen erkekle, pasif, bağımlı bir eş seçen kadının oluşturduğu ikilide eşlerin her biri diğerindeki saldırganlıktan korkar ve cinsel birleşmeden kaçınılır ve birleşme sürekli ertelenir. Yani bir kaçınma ve erteleme hastalığı başlar. Eşleriyle tanışma ve nişanlılık dönemlerinde cinsel yakınlık ve ilişki kurma konusunda oldukça kaçıngan davranan bu erkeklerin, evlilik öncesinde cinsel birleşme girişimi pek olmadığı gibi çeşitli dokunma ve öpüşmelerden ileri gitmeyen cinsel yakınlaşmaları da sınırlıdır. Ayrıca bu erkekler sevişme sırasında genellikle eşleri korktuğunda ve ilişkiyi ret ettiğinde, eşlerini uyarmaya devam etmek, cinsel ilişkiye yeniden hazırlamaya çalışmak yerine ketlenmekte, ereksiyonlarını yitirmekte ve ilişkiyi sürdürememektedirler. İlk gece yaşanan başarısızlıktan sonra da cinsel ilişkiden kaçınma ve erteleme tam bir anlaşma içinde yıllarca sürdürülebilir. Cinsel birleşme girişimleri ahlaki bahanelerle mümkün olduğunca azaltılır ve bir süre sonra bırakılır. Benim klinik gözlemlerimde sıkça gördüğüm gibi, tedavi ancak uzun zaman sonra, tüm medyumlar ve hocalar dolaşıldıktan ve çocuk sahibi olma isteği büyük boyutlara ulaşılınca ciddi olarak düşünülür.
-Gebelik korkusu: Vajinismuslu kadınlarda gebelik korkusu sıklıkla cinsel birleşme korkusu gibi bebeğin vajinadan geçerken kendilerine zarar vereceği inancına dayanmaktadır. Doğum yapmaktan korkan kadın cinsel ilişki sırasında hamile kalma korkusu nedeni ile istem dışı kasılabilir.
-Obsessif veya borderline kişilik özellikleri taşıma. Mükemmeliyetçi ve ritüelleri olan kadınlarda vajinismus görülebilir.
Örnek Vaka: Reyhan ve Dursun
Reyhan, 20 yaşında bir üniversite öğrencisidir ve evlilik öncesi cinselliğin yanlış olduğuna inanarak büyümüştür. Lisedeyken birçok erkek arkadaşı olmuş, ancak öpüşmeden ve küçük sevişmelerden öteye gitmemiştir. Lise son sınıfta çıktığı biriyle yılsonu partisine gitmiştir. Flörtü son derece tahrik olmuş ve odaya gitmeleri için onu zorlamıştır. Orada, karşı koymasına rağmen, cinsel ilişki yaşamışlar ve Reyhan için bekâretini kaybetmek çok zor bir deneyim olmuştur. Bunu ebeveynlerine söylerse onu anlamayacaklarını, bu deneyimi arkadaşlarıyla da paylaşamayacağını düşünmüştür. Bir erkeğe gerçekten güvenmeden, bir daha kendini böyle bir duruma düşürmemeye karar vermiştir. Bu travmatik deneyimden yıllar sonra üniversite son sınıfta, Dursun isimli bir öğrenciyle tanışmıştır. Onu rahatça sohbet edebileceği biri olarak görmüş ve hemen hoşlanmıştır. Birlikte ders çalışmaya, öğle yemeklerinde buluşmaya ve geceleri de çıkmaya başlamışlardır. Reyhan, Dursun’dan dürüst olduğu için ve onunla duygularını kolayca paylaşabildiği için hoşlanmıştır. Onunla öpüşmekten ve sevişmekten çok hoşlanmaktadır. Çıkmaya başladıktan 10 ay sonra, Dursun Reyhan’dan cinsel olarak etkilendiğini ve onunla birlikte olmak istediğini söylemiştir. Reyhan, Dursun’a gerçekten güvenmektedir ve O’da cinsel çekim duymaktadır. Ancak daha önceki deneyiminden ve bakirelik sorunundan dolayı cinsel ilişkiye girmeyi istememektedir. Ancak, eğer yapmazsa Dursun’un kendisini terk edeceğinden korkmaktadır. Sonunda, Dursun’u bir ay oyaladıktan sonra, bakire olmadığını ve çok korktuğunu itiraf etmiş ve cinsel ilişkiyi kabul etmiştir. Reyhan’ı olduğu gibi kabul edeceğini ve bir sorun olmadığını ifade eden Dursun; özel gece için bir otel odası kiralamış, biraz şarap ve öpüşmeden sonra, soyunmuşlar ve sevişmişlerdir. Her şey yolundayken, Dursun cinsel ilişkiye girmek için yaklaştığında Reyhan birden değişmeye başlamış, bacaklarını kapatarak Dursun’u üzerinden atmış ve birden ağlamaya başlamıştır.
Bu vakadan da anlaşılacağı üzere, nedenleri çoğaltmak mümkündür. “Hastalık yoktur hasta vardır” deyimini anımsatıp, eksik kalan nedenleri de sıralayacak olursak:
-Ağrı eşiğinin düşük olması,
-Vajinal kayganlıkla ilgili problemler,
-Cinsel isteksizlik ve cinsel uyarılmada problemler,
-Kadının cinsel bir meta veya cinsel bir obje olarak algılanması,
-Cinsel organın giriş yerinin bilinmemesi,
-Çocuklukta ve ergenlikte “bacaklarını kapa”, “eteğini ört”gibi uyarılar,
-İlk cinsel ilişki denemesi sırasında kadının canının fazla yanması,
-Görücü usulü evlenmeler,
-Bilinçdışına itilmiş bilinmeyen bir düşünce ya da davranışın psikosomatik etkisi,
-Ağrılı bir jinekolojik muayene,
-Simgesel olarak zihninde aşırı büyütülen penis yüzünden çok acı çekme veya parçalanma korkuları,
-Geçmişte genital bölgeye gelen bir darbe ya da travma,
-Çocuklukta çok fazla makattan fitil kullanılması,
-Uygun olmayan veya istenmeyen bir birliktelikte eşten sakınma,
-Bazı enfeksiyonlar ve anormallikler de vajinismusa yol açabilir. Bunlar: Endometriozis, kronik enfeksiyonlar, kızlık zarının gergin olması vb.
